
GÜL BABA’DAN GALATASARAY’A UZANAN YOLCULUK
Her büyük çınarın toprağın derinliklerine uzanan güçlü kökleri vardır.
Galatasaray’ın hikâyesi de yalnızca 1905 yılında başlayan bir futbol serüveni değildir. Bu büyük çınarın kökleri, Osmanlı’nın ilim ve devlet geleneğine uzanan asırlık bir geçmişe dayanır.
Rivayete göre Sultan II. Bayezid, bir kış günü Galata sırtlarında avlanırken bakımlı, yemyeşil bir bahçenin içinde mütevazı bir kulübeye rastlar. O kulübede yaşayan Gül Baba’nın bahçesine gösterdiği özen padişahı öylesine etkiler ki, dileğini sorar. Gül Baba ise ne servet ister ne de makam… Tek arzusu, bu topraklarda insanların ilim öğrenebileceği bir mektep ile şifa bulabilecekleri bir darüşşifa kurulmasıdır.
İşte anlatılan bu güzel hikâye, Galata Sarayı’nın doğuşunu simgeler.
Tarihî kayıtlara göre ise Sultan II. Bayezid, 1481 yılında Galata Sarayı Hümâyun Mektebi’ni kurarak Osmanlı’nın en önemli eğitim kurumlarından birinin temelini atmıştır. Enderun’a devlet adamları yetiştiren bu mektep, yalnızca bir okul değil; ilmin, disiplinin ve devlet terbiyesinin yuvası olmuştur.
Asırlar boyunca farklı dönemlerden geçen Galata Sarayı; zaman zaman kapanmış, yeniden açılmış, farklı görevler üstlenmiş ama hiçbir zaman önemini kaybetmemiştir.
1868 yılında Sultan Abdülaziz döneminde Mekteb-i Sultanî adıyla yeniden hayat bulan okul, Osmanlı’nın Batı’ya açılan en önemli eğitim kapılarından biri hâline geldi. Fransız eğitim sistemi örnek alınırken, farklı din ve kültürlerden öğrenciler aynı çatı altında eğitim gördü. Bu anlayış, Galatasaray’ın bugün de gurur duyduğu hoşgörü ve çağdaşlık ruhunun temel taşlarından biri oldu.
1908 yılında büyük şair ve eğitimci Tevfik Fikret’in müdürlüğü döneminde gerçekleştirilen yenilikler ise kuruma yeni bir vizyon kazandırdı. Eğitim çağın gereklerine göre yeniden düzenlenirken, sanat ve yabancı dil eğitimine verilen önem Galatasaray’ı yalnızca bir okul değil, gerçek anlamda bir kültür merkezi hâline getirdi.
Cumhuriyet’in ilanından sonra ise kurum, 1927 yılında Galatasaray Lisesi adını alarak yeni Türkiye’nin çağdaş eğitim anlayışına uygun şekilde yoluna devam etti. Türkçe eğitim güçlendirilirken, yıllar içinde kız öğrencilerin kabulü, Anadolu Lisesi statüsü ve nihayet Galatasaray Üniversitesi’nin kurulmasıyla bu büyük eğitim ailesi daha da büyüdü.
Bugün milyonlarca insanın gönlünde taht kuran Galatasaray Spor Kulübü’nün ruhunu anlayabilmek için önce bu köklü geçmişi bilmek gerekir.
Çünkü Galatasaray’ın temeli yalnızca kupalarla değil;
İlimle…
Kültürle…
Eğitimle…
Çağdaşlıkla…
Vatan sevgisiyle… atılmıştır.
Bu nedenle ben, Galatasaray tarihini anlatmaya 1905’ten değil, Gül Baba’nın bahçesinden başlamayı doğru buluyorum.
Bu vesileyle, gençlik dostum, Gül Baba Mirası Koruma Vakfı Başkanı Sayın Adnan Polat’a, gerek Macaristan’daki Gül Baba Türbesi’nin yaşatılması gerekse Gül Baba Parkı için yıllardır verdiği emek ve gösterdiği hassasiyet dolayısıyla şahsım adına teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Çünkü geçmişine sahip çıkanlar, geleceğine de sahip çıkar.
Kökünü tanımayan, gölgesinin kıymetini bilemez.
Sevgiyle Kalın.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905 💛❤️