
ÖZDENAK AİLESİNİN FUTBOL AŞKI**
Sanki spor yapmak için dünyaya gelmişti Özdenak ailesi… Ailenin beş erkek çocuğu hayatlarını futbolla doldururken, tek kız kardeşleri de sporun içinde büyüyordu.
Osman ve Sabiha Özdenak çiftinin ilk çocukları Gökmen 1947’de, ikinci çocukları Yasin ise 1948 yılında dünyaya geldi. Baba Osman Özdenak futbolu sadece seven değil, aynı zamanda iyi oynayan bir isimdi. İskenderun’da top koşturduğu yılların özlemi hâlâ içindeydi. Bu nedenle iki oğlunu da futbolcu yapmayı kafasına koymuştu.
Gökmen ve Yasin’in futbolla tanışmaları mahalle arasında başladı. O dönemin ünlü futbolcularından Ersel de aynı sokaklarda yetişmişti. İlk yıllarda Gökmen kalecilik, Yasin ise santrfor oynuyordu.
Bir gün Yasin mutlak bir golü kaçırınca ağabeyi Gökmen çok sinirlendi. Yasin de “Kolaysa gel kendin at.” deyince Gökmen, “Haydi sen kaleye geç.” cevabını verdi.
İşte o gün, Yasin kaleye geçti… Gökmen ise hücum oyuncusu oldu. Türk futbolunun unutulmaz kalecilerinden birinin hikâyesi böyle başladı.
Mahalle takımı dağıldıktan sonra Gökmen Yedikule’ye, Yasin ise Altınay’a transfer oldu. İki yıl sonra yolları İstanbulspor’da yeniden kesişti ve ardından birlikte Galatasaray formasını giydiler.
Bu arada ailenin diğer çocukları da boş durmuyordu.
Üçüncü çocuk Figen voleybola başladı ve kısa sürede Galatasaray Kadın Voleybol Takımı’nın formasını giydi.
Arkasından gelen Doğan ise ağabeyi Yasin’in izinden giderek kaleciliğe yöneldi. O da İstanbulspor’da futbola başladı.
19 yaşına geldiğinde İskenderunspor’a transfer oldu. Galatasaray da kendisini istemişti ancak Doğan, “Ağabeyim orada, ben gelmeyeyim.” diyerek bu teklifi geri çevirdi.
Baba Özdenak artık mutluydu.
Üç oğlu ve bir kızı başarılı sporcular olmuştu. Ancak onun hayali henüz tamamlanmamıştı.
11 yaşındaki Mustafa ile 9 yaşındaki Tuncer’i de büyük futbolcu yapmak istiyordu.
İki kardeş Ataköy 3. Mahalle’deki boş arsada top koştururken hep aynı cümleyi kuruyorlardı:
“Biz de ağabeylerimiz gibi olacağız.”
HER ŞEYLERİNİ AİLELERİNE BORÇLUYDULAR
Özdenak ailesi geleneklerine bağlı örnek bir aileydi.
Evde baba ve annenin sözü tartışılmazdı. Büyükten küçüğe herkes bu düzene saygı gösterirdi.
Bu disiplin hem aile bağlarını güçlendirmiş hem de maddi olarak ayakta kalmalarını sağlamıştı.
Galatasaray’a geldikleri günden itibaren Gökmen ve Yasin kazandıkları paraları doğru değerlendirerek ev sahibi olmuş, otomobil almış, geleceklerini güvence altına almışlardı.
Şimdi ise aile gözünü Doğan’a, Mustafa’ya ve Tuncer’e çevirmişti.
Baba Özdenak’ın en büyük inancı şuydu:
“Hele Mustafa… Mustafa tam bir top cambazı olacak. Özdenak ailesinin futboldaki ismini o sürdürecek.”
BABA ÖZDENAK’IN GAYRETİ
Gökmen, Yasin, Doğan ve Figen’in başarılarını gören baba Özdenak, şimdi bütün ilgisini Mustafa’ya vermişti.
Sağlığı elverişli olmamasına rağmen fırsat buldukça evlerinin arkasındaki boş arsaya gidiyor, Mustafa’nın top çalışmalarını dikkatle izliyor ve ona futbolun ilk derslerini bizzat veriyordu.
Milli formaya kadar yükselen Gökmen ve Yasin de küçük kardeşlerinin geleceğine inanıyordu.
Gökmen şöyle diyordu:
“Mustafa’nın tekniği şu anda ancak birkaç futbolcuda var. Topu yere düşürmeden 8-10 dakika oynatabiliyor. Bu gidişle hepimizi gölgede bırakacak.”
Yasin ise şunları söylüyordu:
“Doğan kaleciliği seçti ama Mustafa’nın gönlü tamamen futbolda. Top cambazlığını seviyor. Top tekniği ve hâkimiyeti bana Lefter’i, Can Bartu’yu ve Metin Oktay’ı hatırlatıyor. Özdenak ailesinin futbol mirasını Mustafa sürdürecek.”
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SPORCU KARDEŞLER
Türk spor tarihinde kardeş sporcuların sayısı hiç de az değildi.
Nail, Ayfer ve Ayhan kardeşler…
Reha ve Bülent Eken…
İsmail ve Metin Kurt…
Nedim ve Kazım…
Bahattin, Ziya, Kenan ve Mesut…
Voleybolda ise İsmail ve İbrahim Vuran kardeşler birlikte Milli Takım formasını giymeyi başarmışlardı.
Ve artık sıra Özdenak ailesindeydi.
Gökmen, Yasin ve Doğan Özdenak aynı dönemde Türk futbolunun en tanınan isimleri arasına girmiş, Galatasaray tarihine adlarını altın harflerle yazdırmışlardı.
Onların hikâyesi yalnızca bir futbol başarısı değil; aile olmanın, disiplinin, sevginin ve emeğin de unutulmaz hikâyesidir.
Sevgi ve Saygılarımla
Tufan Akol
GAZETA LA 1905
8 Temmuz 2025