MECİDİYEKÖY GENÇLERİYDİK…

Bazı fotoğraflar vardır…

Sadece çekildiği anı değil, bir dönemi, bir semti ve koskoca bir gençliği anlatır.

Bu fotoğrafa her baktığımda yıllar gözümün önünden bir film şeridi gibi geçer. Fotoğrafın sol tarafındaki gençlerden biri benim.

Biz, Mecidiyeköy Gençleri’ydik.

Gençliğim Mecidiyeköy’de geçti. Buluşmalarımızın, dostluklarımızın ve Galatasaray sevdamızın merkezi ise Hasnun Galip Sokak oldu.

Hasnun Galip bizim için sıradan bir sokak değildi.

Orada Galatasaray konuşulur, Galatasaray yaşanırdı. Dostluklarımızın temeli, tribün kültürümüz ve Sarı-Kırmızı sevdamız o sokakta şekillendi.

Yıl 1966…

Ali Sami Yen Stadı’nın Kapalı Tribünü’nün üzerine çıktık.

Yetkililer defalarca aşağı inmemiz için ikazda bulundular. Ne söyledilerse dinlemedik, aşağıya inmeyi kabul etmedik.

Tam iki buçuk gün Kapalı Tribün’ün üzerinde kaldık.

Açlığı, susuzluğu, uykusuzluğu düşünmedik. Bizim için önemli olan tek şey Galatasaray’dı.

Bütün ikazlara rağmen, ancak maç bittikten sonra aşağı indik.

Aşağıda bizi dönemin stat müdürü rahmetli Muzaffer Bozok bekliyordu. Kulaklarımızı öyle kuvvetli çekti ki, aradan geçen bunca yıla rağmen hâlâ gülerek hatırlarım.

O günlerde kızmanın içinde bile sevgi, disiplinin içinde sahiplenme vardı.

Çünkü biz yalnızca maç izleyen gençler değildik.

Biz, Galatasaray’ın mahallesinde büyüyen, Ali Sami Yen’in havasını soluyan Mecidiyeköy Gençleri’ydik.

Tam da o yıllarda Galatasaray’ın içinde önemli bir kriz yaşanıyordu.

1966-1967 sezonunda deplasman dönüşünde yaşanan meşhur uçak krizi sonrasında teknik direktör Baba Gündüz Kılıç, disiplin gerekçesiyle takımın iki büyük kaptanı Metin Oktay ile Turgay Şeren’i kadro dışı bıraktı.

Ancak alınan bu karar, camiada büyük bir tepki yarattı.

Taraftarın yoğun baskısı ve Başkan Suphi Batur’un gidişata el koymasıyla Metin Oktay ile Turgay Şeren yeniden kadroya alındılar.

Fakat yaşananların bıraktığı kırgınlık kolay kolay dinmedi.

Sezon sonunda Gündüz Kılıç, Galatasaray’dan ayrılarak Altay’ın başına geçti. Metin Oktay ile Turgay Şeren ise Galatasaray’da kaldılar ve Sarı-Kırmızılı formaya hizmet etmeyi sürdürdüler.

Bir tarafta Baba Gündüz…

Bir tarafta Metin Oktay ile Turgay Şeren…

Hepsi Galatasaray tarihinin unutulmaz isimleriydi.

Bizler de o günlerin yalnızca seyircisi değildik. Yaşananlara tribünden tanıklık eden, Galatasaray’ın sevinciyle sevinen, üzüntüsüyle üzülen gençlerdik.

Bugün geriye dönüp baktığımda o fotoğrafta sadece gençliğimi görmüyorum.

Mecidiyeköy’ü…

Hasnun Galip Sokak’ı…

Ali Sami Yen Stadı’nı…

Kapalı Tribün’ün üzerinde geçirdiğimiz iki buçuk günü…

Muzaffer Bozok’un çektiği kulaklarımızı…

Metin Oktay’ı, Turgay Şeren’i ve Baba Gündüz’ü görüyorum.

Biz o yıllarda sadece Galatasaray’ı tutmadık.

Galatasaray’ı yaşadık.

Ve bugün gururla söylüyorum:

Biz, Mecidiyeköy Gençleri’ydik…
O günleri yaşayanlardan biri de bendim.

Sarı-Kırmızı Sevgilerimle 🟨🟥

Tufan Akol
GAZETA LA 1905

Yorum Yap

error: Content is protected !!