MANTIK DIŞI

Son iki haftadır sosyal medya denilen o derin kuyuda öyle şeyler okuyorum ki, insanın yalnızca içi kararmıyor, mantığı da şaşıyor.

Neymiş mesele?

Türkiye seçime gidecekmiş, milyonlarca taraftarın oy potansiyeli düşünülüyormuş. Fenerbahçe’nin şampiyon olması isteniyormuş. Galatasaray Başkanı da siyasete yakın olduğu için sözüm ona “emri almış”, transferleri bu yüzden yapmıyormuş ve Galatasaray bilinçli şekilde kızağa çekiliyormuş!

Yahu beyler… Biraz mantık!

Fenerbahçe transfer yapıyor. Beşiktaş transfer yapıyor. Trabzonspor transfer yapıyor.

Neden? Galatasaray’ı durdurmak için mi?

Hayır!

Onlar da şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olmak, Galatasaray’ın karşısına daha güçlü çıkmak ve kupaya ortak olmak için transfer yapıyorlar. Bundan daha doğal ne olabilir?

Evet, Galatasaray’da kazan kaynıyor. Taraftar isyanda.

Yönetim içerisinde yaşandığı iddia edilen huzursuzluklar, geciken transferler, verilen sözler ve ortaya çıkan belirsizlikler insanları farklı düşüncelere yöneltiyor. Eleştirelim. Sorularımızı soralım. Yönetimin yanlışlarını yazalım. Ben zaten yıllardır bunu yapıyorum.

Ama trollerin ortaya attığı her teorinin de peşinden koşmayalım. Biraz akıl, biraz mantık…

Türk halkının sıkıntıları ortada; nedenlerini burada uzun uzun yazmaya gerek yok. Siyasetin sporun içinde olmadığını da söyleyecek değilim. Türkiye’de siyaset ile futbolun yollarının zaman zaman kesiştiğini hepimiz biliyoruz.

Fakat buradan kalkıp; “Başkan emir aldı, Galatasaray’ı durduruyor, Fenerbahçe şampiyon olsun diye transfer yapmıyor.” demek başka bir şeydir.

Bunun için elde ciddi bir bilgi, belge, kanıt olması gerekir.

Beyler…

Galatasaray Lisesi gibi bir eğitim yuvasından yetişmiş bir Galatasaray Başkanı, yönetimini eleştirdiğimiz bütün konuları bir kenara bırakıyorum, “KAHPE” olsa dahi böyle bir şeyi düşünmesi bana göre mümkün değildir.

Yıllardır “Yapı” dediler, “sapı” dediler…

Dört sene üst üste Galatasaray sahada hakkıyla şampiyon oldu. Son iki sezonda ise kendi gücümüzün yanında rakiplerimizin basiretsizliği ve oyun aklındaki eksiklikleri de bize yardımcı oldu.

Şimdi soruyorum: Hangi siyasi görüş, hangi makam, hangi başkan sahaya çıkıp futbolcuya emir verecek?

Barış’a “Koşma!”, Yunus’a “Pas verme!”, Sané’ye “Adam geçme!”, Osimhen’e “Gol atma!” mı diyecek?

Futbol bu kadar kolay yönetilebilen bir oyun olsaydı zaten sahaya çıkmaya gerek kalmazdı.

Çünkü doksan dakika başladığında siyaset de, yönetici de, sosyal medya da tribünde kalır.

Sahada galibiyetin peşinden 22 futbolcu koşar…

Ve onların peşinden koştuğu o yuvarlak şeyin adı TOPtur.

Bazen bir santim sağa gider, kahraman olursun. Bir santim sola gider, bütün hafta suçlu ararsın.

Galatasaray’ın bugün eleştirilecek çok şeyi varsa eleştirelim. Transferi sorgulayalım. Yönetimi sorgulayalım. Planlamayı sorgulayalım. Teknik kadroyu sorgulayalım.

Ama dedikoduyla gerçeği birbirine karıştırmayalım.

Çünkü Galatasaray’a yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri, eleştirinin yerine komplo teorisini koymaktır.

Eleştiri başka şeydir, itham başka…

Hele kanıtsız itham, Galatasaray’a hiç yakışmaz.

MANTIK DIŞI!

Sevgiyle Kalın.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905

Yorum Yap

error: Content is protected !!