CEFAKÂR TRİBÜNCÜLER VARKEN SEN NERELERDEYDİN “SEBO”

Nereden başlayayım?

Yıllardır enine boyuna yazdım, çizdim. Anlamak istemeyenlerin tacizine uğradım; anlayanların takdiri ve övgü dolu sözleriyle moral buldum. Bazen sustum, bazen bekledim ama Galatasaray söz konusu olduğunda gördüğümü, bildiğimi ve düşündüğümü yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim.

Galatasaray tribünlerinin tarihi bugün başlamadı. O tarih ne bir kişiye ne de bir gruba aittir.

Süslü Süreyya Bey’den Karıncaezmez Şevki’ye… Paşa Kazım’dan Sakıp Kıvılcım’a… Sosyete Varol’dan Amigo Orhan’a… Bestekâr Orhan’dan Peygamber Hüseyin’e… Mehmet Özkazıcı’dan Mehmet Kızılay’a… Cem Kilimci’den Tecavüzcü Coşkun’a… Amigo Zekai’den Alpaslan Dikmen’e… Ve oradan 2001 yılında kurulan ultrAslan’a…

Nice insan geldi geçti bu tribünlerden. Sesini kaybedenler, kilometrelerce deplasman yolu yapanlar, cebindeki son parayla Galatasaray’ın peşinden koşanlar oldu. Makamları yoktu, sosyal medyaları yoktu, kendilerine unvan dağıtmadılar. Onların ortak bir adı vardı: Galatasaraylı.

2001’de ultrAslan kurulurken de Galatasaray tribünlerinin farklı kesimlerinden 63 kişi bir araya geldi. İsim babası Alp Özgör, ilk başkan Suat Ateşdağlı, ilk koordinatör rahmetli Alpaslan Dikmen, ikinci başkan Cenk Soyer ve o oluşumun içinde yer alan Burak Savucu, Mehmet Aktop, İzzet Pinto, Selim Arda Üçer, Sedat Doğan, Aksu Savaş, Jerfi Fıratlı, Oğuz Altay, Veysel Giley, Yusuf Rajy, Selim Sefada, Bora Palaska, Sinan Yolageldili, Kayhan Şardan, Metin Tezerdi, Alper Üner, Okan Böke, Nejat Çelebi, Mehmet Kızılay, Tayfun Bozkuş, Gökhan Güven, Evren İpek ve daha nice Galatasaraylı…

İşte benim yıllardır saygı duyduğum ultrAslan budur.

Ancak son yıllarda bu saygımın neden askıya alındığını da defalarca yazdım.

Sebahattin (Muzaffer) Şirin’in gözaltına alınmasının ardından kamuoyuna yansıyan görüntülerde Abdullah Öcalan için attığı “Sayın Öcalan’a özgürlük” sloganını görünce yıllar önce yaşanan başka bir olay geldi aklıma.

Galatasaray tribünlerinin yıllardır emektar isimlerinden “Flamacı Uğur” Uğur İris…

Ocak 2017’de Akhisar Belediyespor maçı çıkışında, tribünde İzmir Marşı’nı başlattığı gerekçesiyle dövüldüğünün konuşulduğu o günleri unutmadım.

Dün attığın sloganın ardından yayımladığın özür mesajının altında Galatasaraylıların yazdıklarını tek tek okudum. Sonra kendi kendime, “Benim de çorbada bir tuzum olsun” dedim ve bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.

Bir de yıllardır kullanılan şu “Reis” meselesi var…

Kusura bakma Sebo.

Galatasaray camiasında hiç kimse kendi kendisine makam ve unvan dağıtamaz.

Galatasaray’ın bir Reisi varsa onun adı ALİ SAMİ YEN’dir.

Gerisi gelip geçicidir.

2001 yılından itibaren büyük saygı duyduğum ultrAslan’a olan saygım senin döneminden itibaren askıdadır. Her şey Galatasaray’a yakışan hâline dönene kadar da benim açımdan öyle kalacaktır.

Şimdi ise başka sorular var önümde…

Bundan böyle stadyuma hangi yüzle geleceksin?

Yıllardır arkasından yürüdüğünü düşündüğün tribünler sana nasıl tepki gösterecek?

Daha da önemlisi; Galatasaray Başkanı ve Yönetim Kurulu bütün bu yaşananlar karşısında nasıl bir tavır alacak?

Bunu da merak içinde bekliyorum.

Çünkü konu artık yalnızca bir kişinin söylediği bir söz, attığı bir slogan ya da sonrasında yayımladığı özür mesajı değildir.

Konu, Galatasaray tribününün itibarıdır.

Konu, yıllarca o tribünlere emek veren cefakâr insanların bıraktığı mirastır.

Bu yazı bir gün eline geçerse başından sonuna kadar oku Sebo.

Sonra dön geçmişe bak…

Süslü Süreyya Bey’e, Karıncaezmez Şevki’ye, o eski amigolara, tribün emekçilerine, Alpaslan Dikmen’e ve ultrAslan’ı kurmak için bir masa etrafında buluşan o insanlara bak.

Ve kendine şu soruyu sor:

ONLAR VARKEN SEN NEREDEYDİN?

Tufan Akol
GAZETA LA 1905

Doğruya doğru, eğriye eğri.
Sevgiyle Kalın.

Yorum Yap

error: Content is protected !!