
Maç öncesi “BEYNİMİN BİR KÖŞESİNDE KUŞKU VAR” başlıklı yazımda belirttiğim gibi geçti maç.
4-1-4-1 dizilen Çorumspor… Bu dizilişi bir türlü bozamayan bir teknik direktör ve sahada çözüm üretemeyen oyuncuları…
Buraya kadar her şey güzel. Ligin başında kaybedilen 2 puan elbette üzücü. Futbolda olur, olacaktır da. Ama benim derdim iki puan değil!
Gelelim asıl meseleye…
Son iki yıldır havaya giren Sayın Başkan; Galatasaray için mi yaptınız bütün bu transferleri, yoksa kendi başkanlık yarışınız için mi?
Evet, üstüne basa basa, bağıra bağıra, isyan ederek soruyorum:
“EN ÇOK GÖREV YAPAN BAŞKAN” olmak yetmedi de, “4 DEĞİL 5 KEZ ÜST ÜSTE ŞAMPİYON OLAN BAŞKAN” unvanını çocuklarınıza, torunlarınıza bırakmaya çalışmak nedir Sayın Başkan?
Daha iki gün evvel Galatasaray Adası’nda bunları siz söylediniz.
Maalesef sorun da tam burada başlıyor.
Bunu duyan teknik direktör pasifleşiyor. Teknik direktörün üzerindeki baskıyı gören futbolcu gevşiyor. Galatasaray’ın hedefi bir kişinin kişisel tarih yazma arzusuna dönüştüğü anda, sahadaki futbol da bundan nasibini alıyor.
Sayın Başkanım;
GALATASARAY TARAFTARI “SALAK” DEĞİL!
24 saat futbol konuşuyorlar. Takımın gidişatını tartışıyorlar. Sahada neyin eksik olduğunu görüyorlar. Bugünü değerlendirirken yarının nereye gideceğini de hesaplıyorlar.
Mesele bir beraberlik değil.
Mesele, geminin hangi yöne gittiğidir.
Bizden söylemesi…
Bu gidişatın pusulası bozulmuş.
BU GEMİYE YENİ BİR “KAPTAN” LAZIM.
Bu kadar.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905