
3 Mart 2026 tarihinde GAZETA LA 1905 grubumuzda ve @TufanAkol21 adlı X hesabımda yayımladığım yazı kamuoyunda büyük ses getirdi.
Yazımda, mağdur olduğunu ifade eden F.A. (Fatih Asma) ile Galatasaray Divan Kurulu Üyesi Murat Gönenç arasında yaşandığı ileri sürülen kombine temini meselesini ele aldım.
Bu konuyu kaleme almadan önce yalnızca Fatih Asma’yı değil, olaydan haberdar olduğunu belirten birçok kişiyi de dinledim. Fatih Asma’nın şahsıma gönderdiği yazışmaları ve belgeleri inceledikten sonra kendisine bazı sorular yönelttim. Sorularımı kendi rızasıyla ve açık yüreklilikle cevapladı. Hazırladığım soru-cevap metnini kendisine iletip açık onayını aldıktan sonra, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yayımladım.
Paylaşımımda kesin bir hüküm vermedim. Anlatılanların birer iddia olduğunu özellikle belirttim ve adı geçen kişilerden yazımıza cevap vermelerini istedim. Ayrıca cevap hakkına duyduğum saygıyı metnin sonunda açıkça ifade ettim.
Ancak sorularımıza kamuoyu önünde herhangi bir cevap verilmedi.
Aradan yaklaşık bir buçuk ay geçtikten sonra, 14 Nisan 2026 tarihinde Murat Gönenç’in avukatı aracılığıyla Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda Türk Ceza Kanunu’nun 125 ve 267’nci maddeleri gerekçe gösterilerek suç duyurusunda bulunduğunu öğrendim.
Hukuka ve yargıya saygılı bir insan olarak, elbette hakkımdaki her türlü başvuruya yasal çerçevede cevap veririm. Ancak kamuoyunu ilgilendiren şu soruyu da sormak zorundayım:
Sayın Murat Gönenç; yazımın temelini oluşturan iddiaları bizzat dile getiren ve sorularımı kendi rızasıyla cevaplayan Fatih Asma’nın adına suç duyurusu dilekçesinde neden yer vermediniz?
Kendisinin adı, telefon numarası ve ev adresi sizde mevcutken; olayın doğrudan tarafı ve iddiaların sahibi olan kişinin adının anılmamasının gerekçesi nedir?
İnsan ister istemez soruyor:
Çekindiğiniz veya açıklanmasını istemediğiniz bir husus mu vardı?
Ben kimseye suç isnat etmedim. Bana anlatılanları, yönelttiğim soruları ve aldığım cevapları yayımladım. Dahası, iddiaların muhataplarına cevap hakkı tanıdım.
Beklediğim şey suç duyurusu değil, sorduğum sorulara açık ve anlaşılır cevaplar verilmesiydi.
Bu meseleyi bugün yeniden gündeme getirmemin nedeni ise Murat Gönenç’e konu hakkında soru yöneltildiğinde şahsıma yönelik hakaretvari ifadeler kullanmasıdır.
Bir Galatasaray Divan Kurulu Üyesine yakışan; soru soran bir gazeteciye veya yazara hakaret etmek değil, ortaya konulan iddialara belgeleriyle cevap vermektir.
Ben yine aynı yerde duruyor ve tekrar soruyorum:
- Fatih Asma’dan üç kombine için para alındı mı?
- Kendisine 102. bloktan kombine sözü verildi mi?
- Gönderilen para ile teslim edilen kombinelerin bedeli arasında fark oluştu mu?
- Oluştuysa bu fark Fatih Asma’ya iade edildi mi?
- Fatih Asma’nın adı suç duyurusu dilekçesinde neden yer almadı?
Bu soruların cevabı hakaretlerde veya mahkeme koridorlarında değil; ödeme kayıtlarında, yazışmalarda ve belgelerde bulunmaktadır.
Sorular hâlâ ortadadır ve cevap beklemektedir.
Hukuki süreç devam ederken yargıya duyduğum saygıyı koruyacağım. Ancak elimdeki belgelere dayanarak kamu adına soru sorma hakkımdan da vazgeçmeyeceğim.
Çünkü susmak, cevapsız kalan soruları ortadan kaldırmaz.
Doğruya doğru, eğriye eğri…
Sarı-Kırmızı sevgilerimle 🟨🟥
Tufan Akol
GAZETA LA 1905