
Şampiyonlar Ligi’nde kolay maç, hele deplasmanda kolay rakip yoktur…
Galatasaray, çarşamba gecesi 52 bin kişinin dolduracağı José Alvalade Stadı’nda Sporting CP karşısına çıkacak. Kâğıt üzerinde Portekiz temsilcisi kendi sahasında favori gösterilebilir; ancak futbol kâğıt üzerinde değil, yeşil sahada oynanıyor.
Üstelik iki takım da bu önemli mücadeleye ciddi eksiklerle çıkacak.
Sporting’de Nuno Santos, João Simões ve savunmanın önemli isimlerinden Zeno Debast’ın yokluğu, özellikle orta saha ile savunma hattında soru işaretleri yaratıyor. Portekiz ekibi taraftarının desteğiyle bu eksikleri kapatmaya çalışacak.
Bizim tarafta da durum güllük gülistanlık değil…
Victor Osimhen’in yokluğu hücumdaki bütün hesapları değiştirirken, Wilfried Singo ve Mario Lemina’nın sakatlıkları Okan Buruk’un elini daraltıyor. Böylesine önemli üç futbolcunun eksikliği elbette küçümsenecek bir durum değil.
Lakin Galatasaray, Avrupa deplasmanlarına yabancı bir takım değildir.
Bu tür gecelerde yalnızca taktik değil; tecrübe, mücadele, sabır ve Galatasaray formasının ağırlığı da sahaya çıkar. Rakibin ilk dakikalarda kuracağı baskıya karşı ayakta kalır, orta sahadaki mücadeleyi kaybetmez ve savunmada bireysel hata yapmazsak Lizbon’dan elimiz boş dönmeyiz.
Okan Buruk’un Osimhen’siz hücum hattını nasıl kuracağı, Sporting’in savunmadaki eksiklerinden nasıl faydalanacağı maçın kaderini belirleyecek. Bazen Avrupa deplasmanlarında güzel futbol değil, doğru futbol oynamak gerekir.
Benim düşüncem açık:
Galatasaray, Lizbon’dan en az 1 puanla döner.
Biraz akıl, biraz sabır, sonuna kadar mücadele…
Gerisini Galatasaray’ın Avrupa ruhuna bırakalım.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905
www.gazetala1905.com