
KUPALAR, KADRO VE GERİYE KALANLAR
Galatasaray’ın 30. Başkanı | 1996–2001
Faruk Süren, Galatasaray tarihinin efsane başkanlarından biridir. Onun dönemini yaşamış bir Galatasaraylı olarak dört yıl üst üste gelen lig şampiyonluklarını, Kopenhag’da kaldırılan UEFA Kupası’nı ve Monaco’da kazanılan UEFA Süper Kupa’yı unutamam. O yıllarda Galatasaray yalnızca maç kazanmadı; Avrupa’nın en büyükleriyle aynı sahaya çıkıp kupaları Türkiye’ye getirdi.
Bu başarıda Başkan’ın aldığı kararların payı büyüktür. Fatih Terim’i takımın başına getirdi. Hagi, Popescu ve Taffarel gibi yıldızlar; Bülent Korkmaz, Hakan Şükür, Okan Buruk, Suat Kaya, Emre Belözoğlu ve arkadaşlarıyla güçlü bir takım oluşturdu. Terim yönetiminde dört lig şampiyonluğu ve UEFA Kupası geldi. Ardından göreve gelen Mircea Lucescu yönetiminde, Mario Jardel’in iki golüyle Real Madrid yenildi ve UEFA Süper Kupa kazanıldı.
Faruk Süren döneminde futbol takımı, üç Türkiye Kupası, iki Cumhurbaşkanlığı Kupası ve üç TSYD Kupası da dâhil olmak üzere toplam 14 kupa kazandı. Bu başarıyı küçültmek kimseye yakışmaz. Emeği geçen başkana, yöneticilere, teknik adamlara ve futbolculara teşekkür borçluyuz.
Fakat başkanlık döneminin tamamını anlatırken kupaların ardından yaşananları da yazmak gerekir.
UEFA Kupası’nı kazanan takımın önemli parçaları kısa sürede ayrıldı. Hakan Şükür’ün ardından Okan Buruk, Emre Belözoğlu, Ümit Davala ve Fatih Akyel de Galatasaray’dan gitti. Arif Erdem’in ayrılığı kısa sürdü; aynı sezon geri döndü. Her futbolcunun hikâyesi farklı olsa da Avrupa’nın zirvesine çıkan kadronun devamlılığı sağlanamadı. Bu, dönemin en büyük sportif kayıplarından biriydi.
İki Avrupa kupası Galatasaray’ın adını dünyaya duyurdu. Milyonlarca taraftarın yaşadığı sevinç, kulübün markası için eşsiz bir fırsat yarattı. Yayın, sponsorluk ve lisans gelirleri elde edildi; ancak bu büyük ilginin kalıcı ve güçlü bir mali yapıya dönüştürüldüğünü söylemek güç. Sportif zaferin ekonomik karşılığını değerlendirmek için o yıllarda kulübe giren paranın yanında harcamalara ve geriye kalan mali yapıya da bakmak gerekir.
Şirketleşme ve Galatasaray Sportif AŞ hisseleriyle ilgili AIG anlaşması da bu bilançonun parçasıdır. Anlaşma daha o dönemde tartışıldı. Süren’in başkanlığından sonra taraflar arasında yaşanan anlaşmazlıklar, 2004’te yapılan sulh anlaşmasıyla sona erdi ve hisseler kulüp tarafından geri alındı.
Ben Faruk Süren’i kazandırdığı kupalarla, Galatasaray’a yaşattığı gururla seviyorum. Aynı zamanda o büyük kadronun dağılmasını ve mali kararların sonuçlarını da Galatasaray tarihinin bir parçası olarak görüyorum. Sevgi, yaşanan olumsuzlukları yazmaya engel değildir. Saygılı bir değerlendirme de kazanılmış başarıları gölgelemez.
Faruk Süren dönemi sportif açıdan bir altın çağdır. O çağın bütün mirasını, gururuyla ve eksikleriyle birlikte anlatmak Galatasaray’a yakışır.
Doğruya doğru, eğriye eğri.
Sevgiyle Kalın.
Tufan Akol – GAZETA LA 1905