
Kupalar, çilekler ve yarım kalan bir yolculuk
2011–2014
Galatasaray, 2010–11 sezonunu sekizinci sırada bitirmişti. Taraftarın yüzü gülmüyor, camia yeni bir başlangıç bekliyordu. Ünal Aysal, işte böyle bir dönemde başkanlığa aday oldu. 14 Mayıs 2011’de Galatasaray’ın 34. başkanı seçildi.
Aysal’ın gelişi yalnızca bir başkan değişikliği olarak görülmedi. Kurumsallaşmadan, profesyonel yöneticilerle çalışmaktan ve Galatasaray’ı yeniden Avrupa’da güçlü bir konuma taşımaktan söz ediyordu. Söyledikleri büyük beklenti yarattı; artık bu sözlerin sahada karşılığını görmek gerekiyordu.
FATİH TERİM’LE GELEN İKİ ŞAMPİYONLUK
İlk büyük karar, Fatih Terim’in takımın başına getirilmesiydi. Kadro yeniden kuruldu. Fernando Muslera, Felipe Melo, Selçuk İnan ve Tomáš Ujfaluši gibi isimler takımın omurgasını oluşturdu. Emmanuel Eboué ve Burak Yılmaz da o yılların unutulmaz oyuncuları arasına girdi.
Sonuç gecikmedi. Galatasaray, 2011–12 sezonunda Süper Final’in sonunda şampiyon oldu; kupayı Kadıköy’de kaldırdı. Ertesi sezon bir lig şampiyonluğu daha geldi. Terim’in yönetimindeki takım, taraftarına hem kazanmayı hem de Avrupa’da yeniden iddialı olmayı hatırlattı.
2012–13 Şampiyonlar Ligi’nde Manchester United, Braga ve Cluj’un bulunduğu gruptan çıkan Galatasaray, Schalke’yi de eleyerek çeyrek finale yükseldi. Real Madrid’e karşı İstanbul’da oynanan ve 3–2 kazanılan rövanş, tur için yeterli olmadı. Yine de o gece, Galatasaray’ın Avrupa’da neler yapabileceğini gösteren karşılaşmalardan biri olarak hafızalarda kaldı.
“BAŞKAN, ÇİLEK NEREDE?”
Ünal Aysal dönemini anlatırken “çilek” sözünü anmadan geçemeyiz.
Bu kelime, taraftar için yıldız transferinin adı olmuştu. Ocak 2013’te Wesley Sneijder ve Didier Drogba’nın gelişi yalnızca Türkiye’de değil, dünya futbolunda da dikkat çekti. Muslera ve Melo gibi oyuncularla birlikte bakıldığında Aysal yılları, transfer heyecanının en yüksek olduğu dönemlerden biriydi.
Taraftar her transfer döneminde aynı soruyu soruyordu: “Başkan, çilek nerede?”
Fakat bir başkanlık dönemini yalnızca yıldız futbolcularla değerlendirmek eksik kalır. O yıllarda Galatasaray’ın diğer branşlarında da büyük başarılar vardı. Erkek basketbol takımı 2013’te, 23 yıl aradan sonra lig şampiyonluğuna ulaştı. Kadın basketbol takımı ise 2014’te EuroLeague Women kupasını kazanarak tarih yazdı.
Futbolda dönemin bilançosuna iki lig şampiyonluğu, bir Türkiye Kupası ve iki Süper Kupa yazıldı.
FATİH TERİM’LE YOLLAR NEDEN AYRILDI?
Bunca başarının ardından gelen ayrılık, bugün bile konuşuluyor.
Fatih Terim’in Galatasaray’daki görevi sürerken A Millî Takım’ı da çalıştırmaya başlaması, sözleşmesinin uzatılması konusundaki anlaşmazlık ve taraflar arasındaki iletişim sorunu aynı dönemde gündeme geldi. 24 Eylül 2013’te yönetim kurulu, Terim’in sözleşmesinin feshedilmesine karar verdi.
O gün yaşananları tek bir kişiye ya da tek bir olaya bağlamayı doğru bulmuyorum. Kulübün resmî açıklamasında yeni sözleşme teklifinin kabul edilmemesi öne çıkarıldı. Aysal ise daha sonra, kararın Millî Takım anlaşmasına dayandırılmadığını açıkladı.
Benim gözümde değişmeyen gerçek şu: İki şampiyonluk kazanmış, Avrupa’da çeyrek final görmüş bir birliktelik, camiada derin iz bırakan bir ayrılıkla sona erdi.
Terim’in ardından Roberto Mancini geldi. Onun döneminde Türkiye Kupası kazanıldı. Daha sonra Cesare Prandelli göreve başladı. Ancak ilk iki yılda yakalanan istikrar korunamadı.
TAÇ SPOR’UN KULÜBE KAZANDIRILMASI
Ünal Aysal döneminin kalıcı adımlarından biri de Ataşehir’deki Taç Spor Tesisleri oldu. 2014’te tesisleri işleten şirketin %51 hissesi bedeli ödenerek Galatasaray Spor Kulübü tarafından satın alındı. Böylece Taç Spor, yalnızca yararlanılması planlanan bir tesis olmaktan çıktı; Galatasaray’ın çoğunluk payına sahip olduğu bir yapı olarak kulübe kazandırıldı.
Bu kazanımı da dönemin bilançosuna yazmak gerekir. Galatasaray’ın mevcut mal varlıklarını elden çıkarmadan, sporcularına ve amatör branşlarına hizmet edebilecek yeni bir tesis imkânı elde edilmesi önemliydi. Aysal, tesisin adının Galatasaray Tenis Tesisleri olarak değiştirildiğini de Divan Kurulu’nda açıkladı.
SPORTİF BAŞARININ ARDINDAKİ TARTIŞMALAR
Ünal Aysal dönemi, kupaların yanında kulübün mali tercihleriyle de tartışıldı. Kulübün temel gayrimenkulleri elden çıkarılmadı; buna karşılık borç-alacak farkı da belirgin biçimde düşürülemedi.
Yönetim, 2014’te banka kredilerini yeniden yapılandırdı. Vadeler uzatılırken döviz cinsinden kredilerin bir bölümü Türk lirasına çevrildi. Böylece kur dalgalanmalarının ve kısa vadeli ödeme baskısının etkisi azaltılmaya çalışıldı.
Bu dönemin artılarını ve eksilerini birlikte değerlendirmek gerekir. Sportif başarılar ve Taç Spor’un kulübe kazandırılması önemli adımlardı. Borçların kalıcı biçimde azaltılamaması ise çözüm bekleyen bir mesele olarak sonraki yönetimlere kaldı.
ERKEN GELEN VEDA
Ünal Aysal, Haziran 2013’te yeniden başkan seçilmişti. Buna rağmen ikinci dönemi uzun sürmedi. 2014 sonbaharında olağanüstü seçim süreci başladı; Aysal yeniden aday olmadı ve başkanlığı Duygun Yarsuvat’a devretti.
Geride iki lig şampiyonluğu, Avrupa’da unutulmaz maçlar, Drogba ve Sneijder gibi yıldızlar, basketbolda tarihî başarılar kaldı. Geride Fatih Terim’le ayrılığın kırgınlığı ve izlenen yönetim anlayışı üzerine hâlâ süren farklı değerlendirmeler de kaldı.
Ünal Aysal dönemini düşündüğümde aklıma şu söz geliyor: Büyük hedefler koydu, büyük heyecan yarattı, büyük başarılar yaşattı. Fakat başladığı yolculuğu planladığı gibi tamamlayamadı.
Galatasaray tarihini yazarken görevimiz, kupaları da tartışmaları da yerli yerine koymak. Çünkü geçmişi bütün yönleriyle hatırlarsak gelecek için daha doğru sorular sorabiliriz.
Sevgiyle Kalın.
Tufan Akol – GAZETA LA 1905