Aldılar,Saldılar

ALDILAR, SALDILAR…

Adalet; gerçekten hak ve hukuku içermez mi?

Bir ülkede adalet duygusu zedelenmeye başladığında, bundan sadece bireyler değil, toplumun tamamı etkilenir. Son zamanlarda yaşanan bazı uygulamalar ise bu soruyu daha yüksek sesle sormamıza neden oluyor. Gece yarısı evlerinden alınan insanlar, henüz haklarında kesinleşmiş bir karar yokken kamuoyuna açık şekilde isimlerinin ifşa edilmesi, ardından ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmaları…

Peki, bu süreçte o insanların itibarı ne olacak?

Hukukun en temel ilkelerinden biri olan “masumiyet karinesi”, yani bir kişinin suçu kesinleşene kadar suçsuz sayılması gerektiği ilkesi, yalnızca kitaplarda yazan bir kural değildir. Bu ilke, aynı zamanda insan onurunun ve toplum düzeninin güvencesidir. Ancak uygulamada bu ilkenin yeterince gözetilmediği yönünde oluşan algı, adalet sistemine duyulan güveni ciddi şekilde sarsmaktadır.

Bir insanın gece yarısı gözaltına alınması, çoğu zaman toplumda o kişi hakkında peşin bir yargı oluşturur. İsimler ifşa edilir, haberler yayılır, sosyal medya hızla hükmünü verir. Oysa daha ortada kesinleşmiş bir suç yoktur. Ardından gelen serbest bırakılma kararı ise çoğu zaman ilk yaratılan algıyı düzeltmeye yetmez. Çünkü itibar, bir kez zedelendiğinde, geri kazanılması en zor değerlerden biridir.

Bugün gelinen noktada, “alındı, sonra salındı” şeklinde özetlenebilecek bu süreçler, toplumda adalet mekanizmasının tutarlılığına dair ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Eğer bir kişi hakkında bu denli ağır bir işlem yapılacaksa, bunun hukuki temeli ve gerekliliği güçlü olmalıdır. Aksi halde hem bireylerin hakları ihlal edilir hem de devletin adalet anlayışı sorgulanır hale gelir.

Yurtdışı yasağı ve adli kontrol gibi tedbirler, elbette hukuk sisteminin bir parçasıdır. Ancak bu tedbirlerin ölçülü, gerekli ve adil bir şekilde uygulanması esastır. Aksi takdirde bu uygulamalar, birer koruyucu önlem olmaktan çıkıp, cezalandırma aracına dönüşme riski taşır.

Adalet sadece karar vermek değildir. Adalet, aynı zamanda süreçtir. O sürecin şeffaf, tutarlı ve insan onuruna saygılı olması gerekir. Çünkü adaletin olmadığı ya da adil görünmediği bir yerde, güven duygusu da yok olur.

Unutulmamalıdır ki, adalet bir gün herkese lazım olur.

Ve asıl mesele, o gün geldiğinde, gerçekten adil bir sistemle karşılaşıp karşılaşmayacağımızdır.

Tufan Akol
GAZETA LA 1905
26 Mart 2026

Yorum Yap

error: Content is protected !!