
Sahadan Sipere Bir Vefa Öyküsü
Galatasaray’ın tarihi yalnızca kupalarla, şampiyonluklarla ve yeşil sahalarda kazanılan zaferlerle yazılmadı. Bu büyük tarihin içinde formasını terleten, gerektiğinde formasını çıkarıp asker üniformasını giyen ve vatanı uğruna canını veren kahramanlar da vardı.
YEŞİL SAHALARIN MÜTEVAZI KAPTANI
Mekteb-i Sultânî mezunu Mehmet Hasnun Galip, Kosova Valisi Galip Paşa’nın oğluydu. Bir paşa çocuğu olmasına rağmen çevresinde efendiliği, mütevazılığı ve centilmenliğiyle tanındı.
Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen’den sonra takımın ikinci kaptanlığını üstlendi. Ezeli rakip Fenerbahçe ile oynanan en gergin karşılaşmalarda dahi saha içindeki kibarlığı ve saygın duruşuyla dönemin spor çevrelerinde örnek gösterildi.
Futbolculuğunun unutulmaz hatıralarından biri, Osmanlı’ya sığınan Yavuz ve Midilli gemilerinin Alman mürettebatıyla oynanan karşılaşmaydı. Galatasaray’ın 3-0 kazandığı bu tarihi maçta üç golü de Hasnun Galip atmıştı.
SİPERDEN ALİ SAMİ YEN BEY’E GÖNDERİLEN MEKTUP
I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Hasnun Galip’in mücadele sahası artık yeşil çimler değil, vatan toprağıydı. Çanakkale’de 21. Alay, 7. Bölük bünyesinde Teğmen olarak görev yaparken bile gönlü Galatasaray’la birlikteydi.
25 Mart 1915 tarihinde Zığındere siperlerinden Ali Sami Yen Bey’e gönderdiği mektupta şu satırlar yer alıyordu:
“Geçen gün siperlerdeyiz, yanıma Alman neferi geldi. Biraz Fransızca biliyordu. Epey konuştuktan sonra… Galatasaray’ın Yavuz’un Alman bahriyelileriyle oynadığımız oyunu söyledi. Gollerin üçünü benim attığımı duyunca Midilli gemisinden Alman mitralyöz neferi kızdı ve beni yukarıdan aşağıya süzdü. ‘Bu mu?’ dedi. Alaettin ‘evet’ deyince, nefer bir şey bulamadı…
Burada yaptığımız hakiki idmanda zafer daima bizde, orada da Galatasaray’da olmasını arzu ediyorum.”
Çanakkale’nin siperlerinde, ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide bile bir Galatasaray kaptanının aklında sarı-kırmızılı renkler vardı.
Bu mektubun kaleme alınmasından kısa süre sonra, 21 Haziran 1915’te Kerevizdere’de, Fransız taarruzunu karşılayan bölüğünün ön saflarında kahramanca savaşırken şehit düştü.
BEYOĞLU’NDA YAŞAYAN MİRAS: HASNUN GALİP SOKAK
Galatasaray camiası bu büyük evladının hatırasını unutmadı. Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi’ne paralel uzanan sokak onun adıyla Hasnun Galip Sokak oldu.
Galatasaray Spor Kulübü 1925 yılında bu sokakta bulunan ve geçmişte gazoz fabrikası olarak kullanılan binayı kiraladı; 1938 yılında ise satın aldı. Böylece Hasnun Galip’in adı, Galatasaray’ın Beyoğlu’ndaki tarihi kulüp merkeziyle bütünleşti.
Aradan bir asırdan fazla zaman geçti. Formalar, futbolcular, kaptanlar ve statlar değişti; fakat M. Hasnun Galip’in adı Galatasaray tarihinde yaşamaya devam etti.
Bugün Hasnun Galip Sokak’tan geçen bir Galatasaraylı yalnızca bir adres tabelasının önünden geçmez. O tabelada bir futbolcunun, bir kaptanın, bir askerin ve vatanı uğruna canını veren bir Galatasaraylının ölümsüz hikâyesi yazılıdır.
M. Hasnun Galip Bey’i saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhu şad olsun.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905