
Son yıllarda sıkça karşılaştığımız bir tablo var…
Bir sabah kapınız çalınıyor. Gözaltına alınıyorsunuz. Kameralar hazır, sosyal medya hazır, manşetler hazır…
Daha mahkemeye çıkmadan, daha suçunuz ispat edilmeden hakkınızda hüküm veriliyor.
Sonra ne oluyor?
İfadeniz alınıyor, adli kontrolle serbest bırakılıyorsunuz.
İşte o zaman insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Madem kişi kaçma şüphesi taşımıyor, delilleri karartma ihtimali yok ve sonunda serbest bırakılacaksa, önce savcılığa davet edilip ifadesi alınamaz mıydı?
Elbette hukuk devletinde gözaltı tedbiri, gerekli görüldüğü durumlarda uygulanabilir. Ancak bu tedbirin, kişinin itibarını zedeleyecek bir cezaya dönüşmemesi de en az bunun kadar önemlidir.
Bir insan hakkında soruşturma açılması başka şeydir…
Suçlu ilan edilmesi ise bambaşka bir şeydir.
Galatasaray Sportif A.Ş. Başkan Vekili Maruf Güneş de bahis soruşturması kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ardından yaptığı açıklamada, kendisi hakkında ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını, Türk adaletine güvendiğini ve soruşturmanın sonunda gerçeklerin ortaya çıkacağına inandığını ifade etti.
Şimdi yapılması gereken; sosyal medya mahkemelerinde hüküm vermek değil, yargı sürecinin sonucunu beklemektir.
Çünkü hukukta esas olan dedikodu değil, delildir.
Bugün başkasına yapılan bir haksızlık, yarın hepimizin kapısını çalabilir.
Masumiyet karinesi, sadece kanun kitaplarında yazan bir ilke değil; vicdan sahibi herkesin sahip çıkması gereken temel bir haktır.
Al içeri, sal dışarı…
Asıl sorgulanması gereken, bazen geride bırakılan itibar kaybının nasıl telafi edileceğidir.
Doğruya doğru, eğriye eğri…
Tufan Akol
GAZETA LA 1905
24 Temmuz 2026