İNSAN VE HAYVAN TEMASI

İNSAN İLE HAYVAN TEMASI

Nereden başlayalım?

Hayvanat bahçelerinde çalışan bakıcılar çok iyi bilir…

İnsan ile hayvan arasındaki bağ, çoğu zaman kelimelerle değil, sezgilerle kurulur.

Hayvanlar konuşamaz. Korkularını, sevgilerini, öfkelerini ve huzursuzluklarını bizim gibi cümlelere dökemezler. Onların dili; bakışları, duruşları ve davranışlarıdır.

Doğadan koparılan, sirklerde alkış uğruna gösteriye dönüştürülen nice hayvan gördük. Seyirciler alkışladı, gösteriler beğenildi… Ama alkışlar, özgürlüğün yerini hiçbir zaman tutmadı.

Bugün de köpekler, kediler ve daha birçok hayvan çeşitli eğitimlerle insanların komutlarına alıştırılıyor. Eğitim, insanla hayvanın birlikte yaşamasını kolaylaştırabilir. Ancak eğitim ile doğasını yok saymak arasında çok ince bir çizgi vardır.

İşte o çizgi beni düşündürüyor…

Bir köpeğe oturmayı öğretebilirsiniz.

Bir papağana konuşmayı…

Bir yunusa takla atmayı…

Bir ata engel atlamayı…

İsterseniz müzik eşliğinde twist yaptırır, oyun havası oynatırsınız.

Alkış da toplarsınız.

Ama…

Bir vals öğretemezsiniz.

Çünkü vals, sadece ayakların ritmi değildir.

Vals; iki ruhun birbirini hissetmesi, gözlerin konuşması, güvenin sessizce kurulmasıdır.

İnsan ile hayvan arasındaki gerçek bağ da budur.

Komutla değil…

Güvenle…

Korkuyla değil…

Sevgiyle…

İşte bu yüzden hayvanlara birçok şey öğretebilirsiniz.

Ama sevgiyi emredemezsiniz.

Bir gün gelir…

Vermek istediğini vermediğinizde, kendini tehdit altında hissettiğinde ya da doğası onu öyle davranmaya ittiğinde;

Kimi tırmalar…

Kimi gagalar…

Kimi de ısırır…

Çünkü hiçbir hayvan özünü inkâr etmez.

Ve belki de asıl mesele tam da burada başlıyor…

Hayvanlarda sevgi, güven gördüğü sürece kalıcı olabilir.

Ama insan oğlunda…

Ego…

Kibir…

Hırs…

Çıkar…

Dünün sevgisini, bir gecede unutturabilir.

İnsan, bazen kendi kurduğu sevgiyi kendi elleriyle yıkar.

Hayvan ise, güvenini kaybetmediği sürece sevgisini kolay kolay kaybetmez.

Onun için bugün dönüp kendimize şu soruyu sormalıyız:

Gerçek medeniyet nedir?

Komut vermek mi…

Yoksa güven verebilmek mi?

Benim cevabım belli.

Sevgi çok değerlidir…

Ama ondan da kalıcı olan bir şey vardır.

Birlik ve beraberlik…

Çünkü sevgi bazen kırılır…

Bazen azalır…

Bazen unutulur…

Ama ortak değerler üzerine kurulan birlik ve beraberlik, en zor fırtınalarda bile dimdik ayakta kalır.

İnsanları ayakta tutan sadece sevgi değildir.

Birbirine duyduğu güven, saygı ve birlik ruhudur.

İşte bunun içindir ki;

Hayvanlara Twist öğretebilirsiniz…

Slow öğretebilirsiniz…

Oyun havası öğretebilirsiniz…

Ama VALSİ asla…

Çünkü vals…

İtaatin değil…

Karşılıklı güvenin…

Göz temasının…

Sevginin…

Ve en önemlisi…

Birlik ve beraberliğin dansıdır.

Tufan Akol
GAZETA LA 1905

error: Content is protected !!