
Tecrübeyi Paylaşmak mı?
Millet olarak bazı şeyleri ya gereğinden fazla büyütüyoruz ya da bir anda yerin dibine sokuyoruz. Ortasını bulmakta zorlanıyoruz.
Fatih Terim konusunda da yıllardır benzer bir tablo var.
Önce hakkını teslim edelim:
Kimse Fatih Terim’in Galatasaray’daki başarılarına laf söyleyemez.
Şampiyonluklar, kupalar, Avrupa’da kazanılan başarılar, UEFA Kupası… Bunların hiçbiri küçümsenecek şeyler değildir.
Ama bir kulüpte kazanılan başarı yalnızca teknik direktöre ait değildir.
Futbolcuların, başkanın, yönetimin, teknik heyetin, kulüp çalışanlarının, hatta o atmosferi oluşturan camianın da payı vardır.
Başarı ortaksa, başarısızlık da tek kişinin sırtına yüklenmemelidir.
Benim meselem tam da burada başlıyor.
Fatih Terim Galatasaray’da uzun yıllar görev aldı. Farklı dönemlerde defalarca takımın başına geçti. Galatasaray ona büyük bir kariyer sundu, o da Galatasaray’a unutulmaz başarılar kazandırdı.
Buraya kadar kimsenin itirazı olamaz.
Ama bir teknik direktörün kariyerini değerlendirirken yalnızca en başarılı olduğu kulübe bakmak yeterli değildir.
O zaman şu soruyu sormak gerekir:
Galatasaray ve Milli Takım dışında Fatih Terim ne yaptı?
İTALYA: İYİ BAŞLANGIÇ, KISA HİKÂYE
Fiorentina macerası umut verici başladı.
İtalya gibi teknik direktörler için son derece zor bir futbol ülkesinde ses getiren maçlar oynadı. Milan karşısında alınan 4-0’lık galibiyet dikkat çekti. Fiorentina’yı Coppa Italia finaline kadar taşıdı.
Ardından Avrupa futbolunun devlerinden Milan geldi.
Burada da önemli maçlar kazandı. Inter karşısında geriye düşülen derbiyi 4-2 çevirmek, elbette sıradan bir sonuç değildir.
Resmi maç karnesi de kötü değildir:
13 maç, 8 galibiyet, 3 beraberlik, 2 mağlubiyet.
Ama sonuçta Milan macerası uzun sürmedi.
İyi maçlar vardı.
Güçlü bir başlangıç vardı.
Fakat kalıcı bir dönem yoktu.
YUNANİSTAN: YİNE BEKLENTİ, YİNE KISA SÜRE
Yıllar sonra Panathinaikos…
Aralık 2023’te göreve geldi.
Yaklaşık beş aylık süreçte 26 maçta 14 galibiyet, 6 beraberlik ve 6 mağlubiyet aldı.
Takımı Yunanistan Kupası finaline taşıdı.
Fakat ligde şampiyonluk yarışından kopuldu, ağır mağlubiyetler geldi ve sezon tamamlanmadan yollar ayrıldı.
Yine aynı tablo:
Bir heyecan…
Bir beklenti…
Bazı önemli sonuçlar…
Ama uzun soluklu bir başarı hikâyesi yok.
SUUDİ ARABİSTAN: İYİ GRAFİK, KUPASIZ VEDA
Sonrasında Al-Shabab…
Burada da kötü olmayan bir performans ortaya koydu.
Takım ligde belli bir seviyeyi korudu, olumlu sonuçlar alındı.
Ama sezon bittiğinde ortada yine kupa yoktu, şampiyonluk yoktu, uzun vadeli bir proje yoktu.
Şimdi yanlış anlaşılmasın.
Ben Fatih Terim’i küçültmeye çalışmıyorum.
Tam tersine, kariyerini bütün yönleriyle değerlendirmek gerektiğini söylüyorum.
Galatasaray’daki başarılarını anlatacağız.
UEFA Kupası’nı anlatacağız.
Dört yıl üst üste şampiyonluğu anlatacağız.
Ama Fiorentina’yı da konuşacağız.
Milan’ı da konuşacağız.
Panathinaikos’u da konuşacağız.
Al-Shabab’ı da konuşacağız.
Çünkü kariyer yalnızca zirvelerden oluşmaz.
İnişleri de vardır.
Eksikleri de vardır.
Yarım kalan hikâyeleri de vardır.
UZUN SESSİZLİKTEN SONRA GELEN ÇIKIŞLAR
Bir de işin bugüne bakan tarafı var.
Fatih Terim uzun süre sessiz kaldı.
Galatasaray’dan ayrıldıktan sonra birçok konuda konuşmadı, geri planda kaldı.
Fakat son dönemde özellikle kendi YouTube kanalında yaptığı açıklamalarla yeniden gündemin tam ortasına yerleşti.
Elbette konuşacak.
Elbette kendi yaşadıklarını anlatacak.
Elbette futbol tecrübesini paylaşacak.
Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ama zamanlama da önemlidir.
Bugün Galatasaray kendi iç dengeleri, yönetimi, teknik heyeti ve geleceğiyle yoluna devam ederken Fatih Hoca’nın peş peşe yaptığı bazı çıkışların camianın içinde eski tartışmaları yeniden alevlendirdiğini düşünüyorum.
Bir söz söyleniyor, ardından yönetim tartışılıyor.
Bir hatıra anlatılıyor, eski defterler açılıyor.
Bir mesaj veriliyor, hemen:
“Kime söyledi?”
sorusu gündeme geliyor.
Benim şahsi kanaatim şudur:
Fatih Terim’in uzun bir sessizlikten sonra bu kadar yoğun biçimde gündeme dönmesi, Galatasaray’da huzura değil zaman zaman huzursuzluğa hizmet ediyor.
Galatasaray’ın bugün ihtiyacı geçmiş hesapların yeniden görülmesi değil, geleceğe aynı istikamette bakabilmektir.
BAŞARIYI ANLATMAK KADAR, YAPAMADIĞINI ANLATMAK DA USTALIKTIR
Son dönemde Fatih Hoca’nın futbol, liderlik, teknik direktörlük ve önderlik üzerine yaptığı konuşmaları dinliyorum.
Söylediklerinin elbette önemli tarafları var.
Yılların tecrübesi konuşuyor.
Ama bazen garipsiyorum.
Çünkü bir insan ders verirken yalnızca yaptıklarını değil, yapamadıklarını da anlatabilmelidir.
“Burada başarılı oldum” demek kadar,
“Burada hata yaptım.”
“Burada olmadı.”
“Burada yanlış karar verdim.”
diyebilmek de tecrübenin bir parçasıdır.
Ben şahsen Fatih Terim’den biraz da bunları duymak isterim.
Mesela:
“Milan’da neden kalıcı olamadım?”
“Panathinaikos’ta nerede hata yaptım?”
“Avrupa kariyerimi neden daha uzun sürdüremedim?”
İşte bunlar anlatılırsa gerçekten ders olur.
Çünkü başarı hikâyesini herkes anlatır.
Asıl ustalık, başarısızlığını da masaya koyabilmektir.
TAHT MESELESİ
Fatih Terim’in Galatasaray’daki yerini kimse silemez.
Buna zaten ihtimal yok.
Galatasaray tarihindeki yeri bellidir.
Ama son dönemdeki bazı çıkışları bana zaman zaman başka bir duyguyu çağrıştırıyor:
Sanki tahtını koruma çabası varmış gibi.
Belki yanılıyorum.
Ama bana öyle geliyor.
Oysa Fatih Terim’in kimseye kendisini yeniden ispat etmeye ihtiyacı yok.
O tahtı zaten yıllar önce kazandığı kupalarla kurdu.
Bugün yapması gereken, o tahtın etrafına yeni surlar örmek değil; yılların birikimini, yaptığı hataları da içine katarak gelecek nesillere bırakmaktır.
Çünkü büyüklük yalnızca konuşmakla olmaz.
Bazen ne zaman susacağını bilmekle,
bazen de nerede hata yaptığını söyleyebilmekle olur.
Fatih Terim’in Galatasaray’daki tahtı başka şeydir.
Galatasaray dışındaki kariyeri başka şey.
İkisini birbirine karıştırmazsak, hem Fatih Terim’e hem de Türk futbol tarihine daha büyük saygı göstermiş oluruz.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905
Doğruya doğru, eğriye eğri.
Sevgiyle Kalın.