Florya, Galatasaray için yalnızca bir arazi değildi. Bir kulübün antrenman yapacak yer aradığı günlerde gösterilen uzak görüşün, yıllarca süren sabrın ve el ele verilerek kurulan bir yuvanın adıydı. Bu dört bölümlük hikâyede kapıyı 1966 yılına açıyorum.
O yıllarda futbol takımının sabit bir çalışma merkezi yoktu. Ali Sami Yen Stadı’nın çevresindeki saha da, başka yerlerde bulunan geçici idman alanları da kalıcı bir çözüm sunmuyordu. Galatasaray’ın geleceği için kendi toprağına ihtiyacı vardı.
Bir fikir, iki insan: Kevser ve Halil Burnaz

Florya’daki araziyi kulübe öneren Galatasaray üyesi Halil Burnaz’dı. Fikrin doğmasında ise eşi Kevser Hanım’ın payı vardı. Burnaz araziyi kendi adına da alabilecek durumdaydı; kulüp bağlarının güçlü olduğu o günlerde önerisini Başkan Suphi Batur’a götürmeyi seçti. Florya hikâyesinin ilk fedakârlığı, daha tapu alınmadan burada başladı.

Yönetim aslında başka bir yerle de ilgileniyordu: Zincirlikuyu’da, Yıldız yolu üzerindeki Balmumcu mevkiinde belediyeye devredilmiş bir arazi. İşlemler ilerlerken yakında yapılması beklenen asma köprünün güzergâhı konusunda uyarılar geldi. Stada yakın görünen seçeneğin geleceği belirsizleşmişti. Burnaz’ın işaret ettiği Florya ise ulaşım yolu üzerindeydi, genişti ve istenen bedel kulübün gücüyle karşılanabilir görünüyordu.

1967: Karar, borçlanma ve tapu
Olağanüstü genel kurulda yönetim gerekçesini üyelere anlattı. Kullanılabilir bir spor alanı için Florya tercih edildi. Arşiv notlarında satın alma bedeli 530.000 lira olarak geçiyor; üç karşı oya karşı 23 oyla yönetime borçlanma yetkisi verildi. Bu, kulübün geleceği için alınmış cesur bir karardı.
21 Ağustos 1967 tarihli yönetim kurulu kararında Bakırköy Şenlik Mahallesi’nde, 79 pafta, 289 ada, 6 parselde bulunan 22.627 metrekarelik arazinin imar durumunun uygun olması koşuluyla satın alınması ele alındı. Belediyeden gelen yanıtta yerin Florya imar planında spor tesislerine ayrıldığı belirtiliyordu. Tapu senedinde Galatasaray Spor Kulübü’nün adı ve 28 Ağustos 1967 tarihi görülüyor. Fikir artık kulübün toprağına dönüşmüştü.

Tapunun satışa ilişkin satırı bu kopyada yeterince net okunmuyor. Arazinin kimden alındığını ayrıca belgeyle kesinleştirmek önemli; okunamayan bir adı tahmin ederek yazmak istemiyorum. Elde açıkça görülen şey, toprağın kulüp adına kaydedilmiş olmasıdır.
Ne var ki tapu tek başına tesis demek değildi. Sahanın hazırlanması, binaların yükselmesi ve futbolcuların orada yaşayacağı bir düzenin kurulması için daha uzun yıllar geçecekti. Önce kulübün hangi araziye öncelik vereceği tartışılacaktı. Hikâyenin ikinci bölümünde Selahattin Beyazıt ile Ali Uras’ın Riva ve Florya üzerine karşı karşıya gelen düşüncelerine bakacağız.
Arşiv belgesi: 21 Ağustos 1967 tarihli karar

“5 – 22.7.1967 tarihinde akdolunan fevkalade heyet toplantısında kongrede ittihaz edilen karar gereğince Bakırköy, Şenlik mahallesi, 79 pafta, 289 ada ve 6 parsel sayıda kain 22627 metrekarelik arazinin imar durumu müsait olduğu takdirde satın alınmasına ve uhdemize düşen tapu ve sair borçların tediye edilmesine dair 9..8.1967 tarih ve 589 sayılı yazımıza İstanbul Belediyesi İmar Müdürlüğünden istizan alınmış ve 18.8.1967 tarih ve İmar 3640 sayılı yazıda İmar ve Planlama Müdürü tarafından: ‘Bakırköy 79 pafta 289 ada 6 parsel sayılı yer 1/2000 mikyaslı Florya İmar planında spor tesislerine ayrılan sahadır. Mevzu bahis yerde spor tesisleri yapılabileceğine bilgi edinilmesi rica olunur.’ Hususu bildirilmiş olduğuna göre söz konusu yer hakkında icap eden mukavelelerin ikmali için nizamnamemizin 32. Maddesinin (b) fıkrası hükmüne göre muamele ifasına…”
Belgedeki tarih ve imla, görülebildiği kadarıyla korunmuştur.
Sevgiyle Kalın.
Tufan Akol – GAZETA LA 1905