
Zeliha Baltacı Ayık’ın şu güzel şiiriyle başlamak istedim…
Hüzzam makamı akşamlarda,
Ufukta kaybolan son gün batımının
kanatlarında,
Bir başka güzelsin…
Nasıl anlatayım seni?
Şair değilim…
Dilim çözülür kendi gönlünce…
Ey göz bebeğimin binbir renkli ışığı İstanbul!
Gel yanıma otur, hüznü bırak.
Gün doğarken yıldızlı sahillerine,
Sana saba makamından şarkılar söyleyeyim…
Geçtiğimiz Perşembe günü, son durağım; sevgili dostum Sezgin Elmas’ın davetlisi olarak Boğaz’da yediğimiz akşam yemeğiydi.
Yaz, yerini yavaş yavaş sonbahara bırakmıştı. Boğaz ise serinleyen havayla birlikte hırçınlaşan dalgalarıyla sanki bana:
“Hoş geldin İstanbul’a, Tufi…”
der gibiydi.
Sevgili dostum Sezgin ile uzun uzun sohbet ettik. Eski günleri yâd ettik, hasret giderdik. Elbette konu dönüp dolaşıp yine Galatasaray’a geldi.
Müsaadenizle, o güzel sohbetimizin ayrıntıları bizde kalsın…
Gönül isterdi ki sevgili kardeşim Saniye Elmas da aramızda olsun. Ancak randevusunun uzaması nedeniyle bu kez buluşamadık. Kısmet değilmiş. Bir dahaki gelişimde ailecek daha uzun vakit geçirir, kaldığımız yerden sohbetimize devam ederiz.
Sevgili kardeşim, kıymetli dostum Sezgin Elmas…
Şahsıma göstermiş olduğun sıcak ilgi, samimiyet ve misafirperverlik için gönülden teşekkür ederim.
İstanbul’un güzelliği bir yana, dostluğun sıcaklığı bambaşkaydı.
Sevgilerimle…
Tufan Akol
GAZETA LA 1905