MAZİDEN

MAZİDEN…

VEFA SADECE BİR SEMT ADI DEĞİLDİR…

Bugün rahmet, saygı ve özlemle andığım iki büyük Galatasaraylı…

Selahattin Beyazıt ve Hıncal Uluç. 🙏🙏🙏

Hıncal Uluç’un, dönemin Galatasaray Başkanı Selahattin Beyazıt’a hitaben kaleme aldığı bu açık mektup, yalnızca bir köşe yazısı değildir. Galatasaray’ın geçmişini, vizyonunu, vefa anlayışını ve geleceğe bakışını anlatan önemli bir tarihi belgedir.

Aradan yıllar geçti…

İsimler değişti…

Yönetimler değişti…

Ama bu satırlarda anlatılan değerler hiç değişmedi.

Galatasaray’ı sadece bugünüyle değil, geçmişiyle de anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir yazıdır.

SELAHATTİN BEYAZIT’A AÇIK MEKTUP!

Sevgili Selahattin Ağabey,

Bu kulübü ne kadar sevdiğinizi belki de en iyi bilen kişiyim… Sizi benimle Cüneyt Ağabey’im tanıştırdı. Cüneyt Koryürek… Nurlar içinde yatsın. Onun Elmadağ’daki ofisinde buluşmuştuk.

Ankara’dan gelmiştim… 70’li yıllar…

Hatırlarsınız… Siz Galatasaray Başkanıydınız… Ben de Cumhuriyet’te sizi eleştiren genç gazeteci… Ağırlığı futbola verip, “Yenilmez Armada” diye efsane olan basketbol dalını ihmal ettiğinizi yazıyordum.

Cüneyt Ağabey;

“Bu böyle olmaz. Sizi buluşturayım. İnsanlar konuşa konuşa anlaşır.” demişti.

Delta Ajans’ta buluştuk. Karşıdaki Hilton’da yemek yiyip uzun uzun konuştuk.

Siz bana kulübün maddi durumunu anlattınız.

“Bu kulübün cebine parayı koyanlar tarafından yönetilmesini önlemenin yolu, kendi gelirleriyle yaşayabilmesini sağlamaktır. Ben bu sistemi yerleştirmeye çalışıyorum. Bunun için de birtakım öncelikler ve seçimler yapmak zorundayız.” dediniz.

Çıktık…

Az ileride, bugünkü Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin bulunduğu Spor ve Sergi Sarayı’ndan yükselen sesler Hilton’un önüne kadar geliyordu.

“Re re re… Ra ra ra… Galatasaray… Galatasaray… Cim Bom Bom…”

Size dönüp;

“Bu sesi duyuyor musunuz Başkan? Bu kulüpte tercih hakkınız pek olamaz.” demiştim.

Siz Galatasaray’ın geleceği için Riva’yı aldınız.

Camiadan homurdanmalar yükseldi.

Çünkü birçok kişi, geleceğe yatırım yapmak yerine o parayla bir futbolcu alınmasını istiyordu.

Eğer siz de “Benden sonra tufan” diyen başkanlardan biri olsaydınız, Riva yerine bir yıldız futbolcu alır, alkış toplardınız.

Ama siz alkışı değil, Galatasaray’ın geleceğini düşündünüz.

Geçen yıl kulüp büyük sıkıntı içindeyken beni aradınız.

“Hıncal, durum vahim… Öyle böyle değil. Acil çözüm bulunmazsa kulüp batar…”

diyerek uluslararası bir finans kuruluşunu devreye sokma projenizi anlattınız.

İlk masraf olarak 250 bin doları cebinizden vermeye hazır olduğunuzu söylediniz.

İnan Kıraç’tan destek istemiştiniz.

Bir hafta sonra sizi tekrar aradığımda;

“İnan, ‘Beni bu işe karıştırma’ dedi. Orada kaldık.”

cevabını vermiştiniz.

Son Divan Kurulu toplantısında Fatih Altaylı kürsüden inerken ona sarılışınızı gördüğümde bu mektubu yeniden hatırladım.

Çünkü siz, hayatınız boyunca Galatasaray’ı düşündünüz.

Benim de sizden bir ricam vardı.

“Galatasaray Adası’nı kurtarın…”

Riva’yı siz kazandırdınız…

Bugün de Kuruçeşme’deki o dünya güzeli adayı yeniden gerçek Galatasaray Adası yapacak isim siz olun istedim.

Kaçak yapılar temizlensin…

Ada yeniden üyelerin nefes aldığı bir yaşam alanı olsun…

Yönetim de bu süre içinde geleceği planlasın…

Belki o zaman Galatasaray bir değerini daha kaybetmezdi.

Riva’yı sen almıştın Selahattin Ağabey…

Şimdi bunların satmaya çalıştığı Galatasaray Adası’nı da sen kurtar, Başkanım…

Sevgilerimle…

HINCAL ULUÇ
Sabah Gazetesi

Bu mektup, sadece iki Galatasaraylının sohbeti değildir.

Bu satırlar; vizyonun, fedakârlığın ve Galatasaray sevgisinin belgesidir.

Merhum Selahattin Beyazıt’ı ve Hıncal Uluç’u bir kez daha rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.

Ruhları şad olsun. 🙏

Tufan Akol
GAZETA LA 1905
16 Mart 2025

Yorum Yap

error: Content is protected !!