
GÜNÜMÜZDE YAŞANAN OLAYLARIN,
KALEMİN DİLİNDE HİKÂYEYE DÖNÜŞMÜŞ HÂLİ…
MEYVE VEREN AĞAÇ TAŞLANIR
Futbolu çok seven Metin, çocukluğundan beri büyük bir spor kulübünün taraftarıydı. Yıllar içinde başarılı bir girişimci olmuş, iş hayatında elde ettiği tecrübeyi ve birikimi çok sevdiği kulübe fayda sağlamak için kullanmaya karar vermişti.
Kulübün zor günler geçirdiği bir dönemde elini taşın altına koydu. Yeni sponsorluklar buldu, projeler geliştirdi ve kulübün gelirlerini artıracak fikirler ortaya koydu. Kısa sürede taraftarların sevgisini kazandı. Çünkü yaptığı çalışmalar kulübe gerçek anlamda katkı sağlıyordu.
Ancak herkes bu başarıdan memnun değildi.
Yıllardır kulübün çevresinde bulunan bazı kişiler, Metin’in artan etkisinden rahatsız olmaya başladı. Metin takımın kurulduğu muhitte doğup büyümemişti. Buna rağmen kulübe olan sevgisi ve verdiği emek birçok kişiden fazlaydı. Ancak muhitte yıllardır söz sahibi olan bazı kişiler, kulübü adeta kendi mülkleri gibi görmeye başlamışlardı. Onlara göre kulüp sadece o çevrede doğanların ve büyüyenlerin hakkıydı.
Bu yüzden dışarıdan gelen birinin taraftarın sevgisini kazanması ve kulüpte etkili olmaya başlaması onları rahatsız ediyordu. Metin’in fikirleri kabul gördükçe, başarıları arttıkça ve taraftarın ilgisi ona yöneldikçe huzursuzlukları büyüdü. Kulübün başarısından çok kendi konumlarını korumayı düşünen bu kişiler, Metin’i kabullenmek yerine onu yıpratmanın yollarını aramaya başladılar.
Önce küçük dedikodular başladı.
“Bu kadar kısa sürede nasıl öne çıktı?”
“Mutlaka başka hesapları vardır.”
“Reklam peşinde koşuyor.”
gibi sözler kulislerde dolaşmaya başladı.
Daha sonra bazı kişiler, Metin’in sunduğu projeleri engellemek için toplantılarda karşı çıkmaya başladılar. Başarılı işlerin arkasındaki emeği görmezden geliyor, en küçük hatayı büyüterek eleştiriyorlardı. Hatta bazıları, taraftar gruplarına ve sosyal medyaya yanlış bilgiler yayarak onun itibarını zedelemeye çalışıyordu.
Metin başlangıçta buna anlam veremedi. Çünkü amacı sadece sevdiği kulübe katkı sağlamaktı. Ne bir makam peşindeydi ne de kişisel çıkar hesabı yapıyordu. Tek istediği, kulübün daha güçlü ve daha başarılı olmasıydı.
Fakat zamanla gerçeği fark etti. Sorun yaptığı işlerde değil, yaptığı işlerin başarılı olmasındaydı. Bazı insanlar için mesele kulübün kazanması değil, kendi etkilerini ve ayrıcalıklarını kaybetmemekti.
Bir gün kulübün yaşlı üyelerinden biri ona şöyle dedi:
— Evlat, yıllardır bu camianın içindeyim. Şunu unutma; başarısız insanı kimse konuşmaz. İnsanlar ancak fark yaratan kişileri hedef alır.
Metin sessizce dinledi.
Yaşlı adam devam etti:
— Futbolda da hayatta da kural aynıdır. Meyve vermeyen ağacın yanından geçer giderler. Ama meyve veren ağacı taşlarlar. Çünkü onda değer vardır.
Bu sözler Metin’in hafızasına kazındı.
O günden sonra enerjisini dedikodulara değil, kulübün geleceğine harcadı. Yapılan haksızlıklara rağmen çalışmalarını sürdürdü. Zaman geçtikçe ortaya koyduğu projelerin sonuçları görülmeye başlandı. Kulüp güçlendi, taraftar memnun oldu ve gerçekler yavaş yavaş ortaya çıktı.
Onu çekemeyenler bir süre daha konuşmaya devam ettiler. Ancak başarılar büyüdükçe sesleri giderek azaldı. Çünkü iftiralar ve dedikodular geçiciydi; emek, samimiyet ve başarı ise kalıcıydı.
Metin o gün önemli bir ders öğrendi. Bir insan sevdiği bir kurum için samimiyetle çalışıyorsa, mutlaka onu aşağı çekmek isteyenler olacaktır. Fakat doğru yolda yürüyen kişi, taşlardan korkup meyve vermeyi bırakmamalıdır.
Çünkü gerçekten de meyve veren ağaç taşlanır.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905
11 Haziran 2026