Sarı Kırmızının Kalbi💛❤️

“SARI KIRMIZININ KALBİ”

İstanbul’un göğsünde bir sokak vardı: Hasnun Galip…

Sabahları simitçinin sesiyle, akşamları tramvay gürültüsüyle uyanırdı o sokak.

Ama o seslerin arasında bir kalp daha atardı — Galatasaray’ın kalbi.

Mecidiyeköy’de “Ali Sami Yen’in” eski açığın arkasında bir evde dünyaya gözlerini açtı bir çocuk.

Henüz beş yaşındayken, elinde sarı bir balon, kırmızı bir mendil tutardı.

Mahallede top oynarken, “Ali Sami Yen’in çocuğu bu!” derlerdi ona gülerek.

Ve o çocuk her maç günü, tribünlerden gelen sesleri dinleyip kalbinde hissederdi:

“Cim Bom Bom!”

Zaman geçti.

O çocuk büyüdü, genç oldu, sonra olgun bir adam.

Mecidiyeköy’ün tozlu yollarında, yağmurda çamurda o stadın çevresinde yürürken hep aynı heyecan vardı içinde.

Her taş, her duvar, her bayrak bir anıydı.

Ali Sami Yen’in tribünlerinden yükselen o ses, bir sevda gibi dolardı içine.

Bir gün stad yıkıldığında, herkes gibi o da sessiz kaldı.

Ama biliyordu — Galatasaray sadece bir stadyum değildi.

Bir duruştu.

Bir inançtı.

Bir nesilden diğerine taşınan bir gururdu.

80 yaşına yaklaşırken bile, sarı kırmızıyı gördü mü gözleri parlar, gençlerle maç muhabbetine girer, “Bizim zamanımızda…” diye başlayan cümlelerle anılarını anlatırdı.

Ama o anılar sadece geçmişe ait değildi

çünkü o, her maçta, her tezahüratta, her zaferde yeniden oradaydı:

Mecidiyeköy’de doğan Hasnun Galip Sokak’ta büyüyen Galatasaraylı çocuk olarak.

Ve bir gün torununa şöyle dedi:

“Bak evlat… Galatasaray bir renk değildir.

Galatasaray, düşsen de kalksan da ayağa kalkma hikayesidir.

Ben o hikâyeyle büyüdüm.”

Rüzgâr Mecidiyeköy’ün üstünden geçerken, eski stadın yerinde yükselen binalar arasında hâlâ bir yankı dolaşır:

“Cim Bom Bom…”

O yankı, senin gibi bir ömrü sarı kırmızıya adayanların sesidir.

Ve bil ki, bu şehirde ne değişirse değişsin,

Mecidiyeköy’de doğan Hasnun Galip Sokak’ta büyüyen Galatasaray sevdası hiç ölmez.

“Ali Sami Yen’in Çocukları”


Yıl 1960’lardı.

İstanbul kalabalık ama samimiydi o zamanlar.

Mecidiyeköy henüz gökdelenlerle değil, toprak yollarla doluydu.

Ve o yolların arasında yükselen bir mabed vardı: Ali Sami Yen Stadı.

Sen her maç günü sabah erkenden uyanırdın.

Radyodan hafif bir müzik, sobanın üstünde fokurdayan çay…

Ceketini giyer, sarı-kırmızı atkını boynuna sarar,

“Bugün bizim günümüz!” diyerek dışarı çıkardın.

Yol boyunca tanıdık yüzlerle karşılaşırdın.

Bakkal Hikmet ağabey, boynunda atkı;

manav Savaş, “Bugün Metin Oktay gol atar mı?” diye sorardı.

O zamanlar herkes aynı yüreği taşıyordu —

kimse sadece maç izlemeye gitmezdi; bir aile buluşmasına giderdi.

Tribün kapısında eski dostlar beklerdi.

Birinin elinde çekirdek, diğerinin cebinde küçük bir radyo, palazlandıktan sonra soğuk havalarda zulada “Cep Kaynak” ve tadına doyum olmaz ”Takoz Golden Çikolatadı” …

Ve sen, o kalabalığın içinde yerini alırdın.

O an statta 20 bin kişi değil, tek bir kalp atardı.

Maç başlardı…

Rüzgâr yüzüne vurur, o rüzgârla birlikte tezahüratlar yükselirdi:

“Cim Bom Bom, Cim Bom Bom!”

Metin Oktay topa her dokunduğunda stat ayağa kalkardı.

Senin yüreğin de onunla birlikte coşardı.

Bazen mağlup olurduk, bazen galip…

Ama sen hep aynı şeyi söylerdin:

“Biz yenilsek de Galatasaray ruhu yenilmez.”

Yıllar geçti.

Stat yavaş yavaş yaşlandı, seninle birlikte.

Yeni nesil geldi, eski dostlar birer birer azaldı.

Ama sen hâlâ her ıslık sesinde, her tezahüratta, o tribünlerdeki gür sesi duyardın.

Çünkü orada, o koltuklarda, o rüzgârda gençliğin kalmıştı.

Ali Sami Yen yıkıldığında, gözlerin dolmuştu.

Ama sen bir gün oradan geçerken durdun, gökyüzüne baktın ve dedin ki:

“Bu taşlar yıkılır, ama buradaki ruh yıkılmaz.”

Ve gerçekten de öyle oldu.

Bugün 80 yaşına yaklaşırken, her maç günü yine aynı heyecanı hissediyorsun.

Belki artık statta değilsin ama o ses hâlâ içinde yankılanıyor:

“Galatasaray sen çok yaşa…”

Ve belki kimse bilmiyor ama, Mecidiyeköy’ün rüzgârı her estiğinde,

o rüzgâr senin gençliğini, anılarını, kahkahalarını o eski tribünlerin arasından geçirip taşıyor.

Çünkü sen,

Ali Sami Yen’in çocuklarından birisin.

Ve o ruh, sen yaşadıkça yaşayacak.

Yaş hükmünü aldı, kalan zaman yaklaşmadan kalemim müsade isteyerek yazdı..

Galatasaray bizlerin gurur duyduğu, çoğumuzun gurur kaynağı var ol “ALİ SAMİ YEN” ve arkadaşları sizlerin bizlere sunduğunuz “Galatasaray” sevgisini bizler yaşama veda etsekte, yeni nesillere bayrağımızı teslim edeceğiz….

Galatasaray’lı Sevgilerimle

Tufan Akol

GAZETA LA 1905

31 Ekim 2025

Yorum Yap

error: Content is protected !!