
Yıllardır bu mecrada, kimseyi kırmadan, kimseye bilerek zarar vermeden; kalemimin müsaade ettiği ölçüde yazar, çizer ve düşüncelerimi açıkça paylaşırım.
Yaşımın yaprakları birer birer dökülmeye başladı. Yüce Yaradan herkese sağlıklı, huzurlu ve uzun ömürler versin.
Adım Tufan…
Anlamı da belli: Esti mi kasıp kavurur!
O nedenle kimse benim şah damarıma basmasın. Sabrımı zorlamasın. Çünkü sustuğum zaman efendiliğimden susarım; korktuğumdan değil. Bir gün esersem, kopan fırtınanın önünde durmak kolay olmaz.
Uzun süredir şahsım hakkında gelişi güzel konuşan, hiçbir belgeye dayanmadan iftira atan, dedikodu üreten ve beni itibarsızlaştırmaya çalışanlara artık açıkça sesleniyorum:
Siz kimsiniz?
Nedir bu şahsıma yönelik bitmek bilmeyen iftiralar?
Yıllardır aynı yalanları, aynı dedikoduları bıkmadan usanmadan tekrarlıyorsunuz. Ortada ne bir belge var ne de tek satır resmî kayıt…
Yaşını başını almış, artık kefen alışverişine çıkması gereken bazı kişiler; arkalarına da kendilerine inanan genç kardeşlerimizi takarak hakkımda konuşmayı marifet sanıyor.
Benim Türkiye’ye giremediğimi iddia eden kim varsa, saklanmadan ortaya çıksın!
Açık ve net yazıyorum:
Türkiye Cumhuriyeti’nde hakkımda verilmiş bir mahkeme kararı, açılmış bir dava, yapılmış bir suç duyurusu ya da ülkeye girişimi engelleyen resmî bir belge varsa çıkarsınlar ve yayımlasınlar.
Bunu belgeleyen kişiye 100.000 dolar vermeyen, sözünün arkasında durmayanların en önde geleni olayım!
Ama belge yoksa, iftira atanlar da çıkıp özür dilemesini bilsin.
İnsanların şerefiyle, itibarıyla ve geçmişiyle oynamak bu kadar kolay olmamalı. Sosyal medyada birkaç cümle yazmakla yalan gerçek olmaz; dedikodu da belge yerine geçmez.
Bugüne kadar sustum.
Efendiliğimi korudum.
Ama artık yeter!
HODRİ MEYDAN!
Belgesi olan ortaya koysun, olmayan da adımı ağzına almadan önce iki kere düşünsün.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905
22 Kasım 2024