1967’de tapusu alınan Florya, Galatasaray’ın elindeydi. Fakat toprağa sahip olmak ile orada bir futbol üssü kurmak aynı şey değildi. Sonraki yıllarda kulübün önüne başka bir büyük arazi daha çıktı: Riva. Selahattin Beyazıt ile Ali Uras arasındaki tartışmanın kalbinde, bu iki yerin hangisine ve ne zaman yatırım yapılacağı vardı.
Beyazıt’ın büyük ufku
Başkan Selahattin Beyazıt, Riva’da Galatasaray’a geniş bir arazi kazandırdı. Onun düşüncesi, günü kurtaracak birkaç saha kurmaktan ibaret değildi; kulübün uzun yıllar yararlanacağı büyük bir spor yerleşkesi hayal ediyordu. İstanbul’un o günkü ulaşım şartları düşünüldüğünde bu cesur, fakat gerçekleşmesi zaman isteyecek bir düşünceydi.

Beyazıt’ın bu düşünce için İngiltere’den uzman görüşü aldığı, Loughborough Üniversitesi’nden Prof. Jeffery’nin İstanbul’a gelerek Florya’yı da incelediği aktarılıyor. Hazırlanan rapor ve ön projenin ağırlığı Riva’daydı. İngiltere’den gelen çalışmayı Florya’da kurulmuş bir tesis gibi anlatmak doğru olmaz: Florya görülmüş, yatırımın yönü için Riva öne çıkmıştı.
Bu tercihin arkasında Florya’ya ilişkin çekinceler de vardı. Havaalanının yakınlığı, uçak sesi ve rüzgâr Beyazıt’ın dile getirdiği gerekçelerdi. Ne var ki Galatasaray’ın bir antrenman merkezine ihtiyacı beklemiyordu. İşte Ali Uras’ın itirazı burada yükseldi.
Uras’ın sorusu: Elimizde Florya varken?
Ali Uras, Riva’nın kulübe kazandırılmasına karşı çıkmıyordu. Onun asıl sorusu, eldeki Florya arazisi beklerken futbol takımının niçin yerleşik bir çalışma düzenine kavuşmadığıydı. Uzak bir geleceğin büyük projesiyle bugünün acil ihtiyacı aynı anda masadaydı. Uras’a göre Florya’daki toprağı yıllarca boş bırakmak, Galatasaray’ın kendi imkânını kullanmaması anlamına geliyordu.

Gazete kupüründeki görüntü bu tartışmayı çok iyi özetliyor. Uras, Beyazıt’ın Galatasaray’a kazandırdığı Riva’yı yerinde görüyor. Florya’nın değerlendirilmesini istemesi, Riva’nın kulübe ait değerini ortadan kaldırmıyor. Çekişmenin özü, futbolun o gün nereye yerleşeceği ve kaynakların önce nereye ayrılacağıydı.
Sandığa taşınan fikir ayrılığı
1977’de Selahattin Beyazıt ile Ali Uras başkanlık için yarıştı. Kampanyanın bütününü yalnızca iki araziye indirmek haksızlık olur; mali durumdan kulüp yönetimine kadar pek çok başlık vardı. Fakat Florya ile Riva arasındaki öncelik tartışması bu yarışın en görünür yüzlerinden biriydi. Beyazıt seçimi kazandı. Uras’ın Florya ısrarı ise gündemden düşmedi.

1979’da başkanlık Ali Uras’a geçtiğinde Florya için yeni bir dönem başladı. Bu geçişi, Beyazıt’ın Riva hizmetini unutarak anlatmak mümkün değil. Biri Galatasaray’a büyük bir arazi kazandırdı; diğeri eldeki Florya’nın kapısını futbol takımına açmak için ısrar etti. Kulüp tarihinin bu iki ayrı yatırımı, o günkü tartışmanın ardından kendi yollarını çizdi.
Üçüncü bölümde Florya’nın üzerinde başlayan işlere, yöneticilerin ve çalışanların emeğine, sahaların ve binaların nasıl yükseldiğine bakacağız.
Sevgiyle Kalın.
Tufan Akol – GAZETA LA 1905