
KEMERBURGAZ ARTIK SADECE TESİS OLMAZDI
Pep Guardiola’nın Kemerburgaz Metin Oktay Tesisleri’nin kapısından içeri girdiği an, mesele yalnızca Galatasaray’ın yeni teknik direktörü meselesi olmaktan çıkardı.
Kemerburgaz bir anda dünya futbolunun konuştuğu adreslerden biri hâline gelirdi.
Antrenmandan altyapıya, scout sisteminden veri analizine, beslenmeden oyuncu gelişimine kadar futbolun bütün yapısı yeniden ele alınırdı.
Çünkü Guardiola yalnızca takım çalıştıran bir teknik adam değildir.
Futbolu öğretir. Futbolu sorgulatır. Futbolu yeniden düşündürür.
Topa neden burada dokundun?
Neden iki metre sağa değil sola koştun?
Pas gelmeden önce etrafına baktın mı?
Top rakipteyken neredesin?
Bizim tribünden bakıp “Ver şu topu!” dediğimiz oyunun arkasında santim santim hesaplanan başka bir dünya kurulurdu.
Kısacası Kemerburgaz…
BİR FUTBOL LABORATUVARINA DÖNÜŞÜRDÜ.
PEKİ YA İLKAY GÜNDOĞAN?
İşte hayalin benim en hoşuma giden taraflarından biri…
Guardiola ve İlkay…
Birbirlerinin futbol dilini bilen iki insan.
Düşünün, yolları bu kez Kemerburgaz’da kesişiyor.
Biri kenarda oyunun mimarı…
Diğeri sahada onun aklı.
Ama ben hayali biraz daha ileri götüreyim.
İlkay futbolculuk kariyerini noktaladıktan sonra Guardiola’nın yanında teknik ekibe girse?
USTA VE ÇIRAK…
Bir taraftan bugünün Galatasaray’ını yönetirken, diğer taraftan yarının Galatasaray teknik adamını yetiştirseler?
İşte benim yıllardır savunduğum mesele tam burada başlıyor.
İsimler gelir…
İsimler gider…
SİSTEM KALIR!
TRANSFER ÇILGINLIĞI DEĞİL, FUTBOL AKLI
Galatasaray’ın en büyük değişimlerinden biri belki de transfer anlayışında yaşanırdı.
“Şu yıldızı alalım.”
“Bu yıldızı getirelim.”
“Rakip bunu aldı, biz de şunu alalım…”
Bunların yerine önce tek bir soru sorulurdu:
“BİZ NASIL FUTBOL OYNAYACAĞIZ?”
Önce sistem…
Sonra o sisteme uygun futbolcu.
30 milyonluk isim yerine gerektiğinde 8 milyonluk doğru oyuncu.
Bugünü kurtaran transfer yerine yarını hazırlayan futbolcu.
Ve en önemlisi…
ALTYAPI!
Kemerburgaz’da yetişen genç bir çocuğun karşısında Pep Guardiola olduğunu düşünün.
Avrupa’nın genç yetenekleri bile “Pep’in yanında futbol öğrenebilirim” diyerek Galatasaray’a başka gözle bakmaya başlamaz mıydı?
İşte gerçek futbol yatırımı budur.
DÜNYA GALATASARAY’I KONUŞURDU
Guardiola’nın Galatasaray’a gelişi yalnızca sportif bir transfer olmazdı.
Bir marka patlaması yaşanırdı.
Dünya basını İstanbul’a inerdi.
Galatasaray’ın maçları dünyanın çok daha fazla ülkesinde takip edilirdi.
Uluslararası sponsorların ilgisi artardı.
Forma satışından sosyal medyaya, yayın değerinden futbolcu tercihlerine kadar Galatasaray’ın dünya futbolundaki konumu başka bir noktaya taşınırdı.
Düşünün…
Dünyanın önemli futbolcularından birine Galatasaray’dan teklif geliyor.
Karşısında da Pep Guardiola var.
O futbolcunun ilk sorusu artık:
“Ne kadar vereceksiniz?” değil…
“PEP BENİ NEREDE OYNATACAK?” olabilir.
İşte bazen bir teknik direktör transferinin ekonomik değeri, ona ödeyeceğiniz maaştan çok daha büyüktür.
HEDEF TÜRKİYE Mİ?
Türkiye şampiyonluğu elbette önemli.
Ama Pep Guardiola’yı Kemerburgaz’a getirip hedefi yalnızca Süper Lig şampiyonluğu olarak koyacaksanız…
Hiç getirmeyin!
Böyle bir projenin hedefi bellidir:
ŞAMPİYONLAR LİGİ!
Bugün olmaz.
Yarın olmaz.
Belki üç yıl…
Belki beş yıl…
Ama Galatasaray’ın futbol yapılanmasının pusulası artık Avrupa’nın zirvesini göstermek zorundadır.
Çünkü büyük kulüp olmak yalnızca geçmişte kazandığın kupaları anlatmak değildir.
Büyük kulüp olmak…
Henüz kazanmadığın kupanın hayalini kurabilecek cesarete sahip olmaktır.
UYAN TUFAN, SABAH OLDU!
Tam burada bir ses geliyor:
“Tufan… Kalk, sabah oldu!”
Gözlerimi açıyorum.
Pep yok…
Kemerburgaz yerinde.
Galatasaray yerinde.
Ben de hâlâ buradayım!
Gülümsüyorum…
Ne yapalım?
HAYALLER GERÇEK OLSA…
Ama bir dakika!
Galatasaray’ın tarihinde dün “hayal” denilen nice şey, birilerinin cesaret edip ilk adımı atmasıyla gerçek olmadı mı?
Avrupa Kupası denildiğinde gülenler olmadı mı?
Dünya yıldızları Galatasaray’a gelir denildiğinde “Olmaz!” diyenler çıkmadı mı?
Sonra ne oldu?
Bazı hayaller gerçek oldu.
Kim bilir…
Belki bir sabah yine telefonumuz çalar.
Ekranda kocaman iki kelime:
SON DAKİKA!
Altında da…
PEP GUARDIOLA GALATASARAY’DA!
O gün ben ne yaparım biliyor musunuz?
Önce Sibel’e döner:
“Ben sana bunun hayalini kurmuştum demedim mi?” derim. 😊
Çünkü büyük başarıların ilk transferi her zaman futbolcu değildir.
Bazen ilk transfer…
VİZYONDUR!
HAYALLER GERÇEK OLSA…
Sevgiyle Kalın.
Tufan Akol
GAZETA LA 1905