MAZİDEN ÂTİYE…

DELİ MANTIĞI SÖYLEŞİSİ

Birinci Bölüm

GAZETA LA 1905: Sayın Tufan Akol, yıllar önce “Defteri Kebir” adını verdiğiniz söyleşiler büyük ilgi görmüştü. Aradan zaman geçti. Bugün yeniden aynı masadayız. Öncelikle hoş geldiniz.

TUFAN AKOL: Hoş bulduk.

Aslında bu söyleşi benim kendi kendimle yaptığım bir muhasebe. Geçmişe dönüp bakıyor, yaşadıklarımı bugünün penceresinden değerlendirmeye çalışıyorum. İnsan yaş aldıkça sadece yılları değil, tecrübeleri de biriktiriyor. Bazen dün söylediğiniz bir cümle, yıllar sonra bambaşka bir anlam kazanıyor. İşte bu söyleşinin amacı da tam olarak bu.

GAZETA LA 1905: Yetmiş yılı aşan Galatasaray sevdanız var. Bu sevdayı birkaç cümleyle anlatmak mümkün mü?

TUFAN AKOL: Galatasaray benim hayatımın en güzel yol arkadaşlarından biridir. Çocukluğum Mecidiyeköy’ünde, Ali Sami Yen Stadı’nın çevresinde geçti. Dantelli radyolardan maç dinleyen neslin çocuklarındanım. İlk maç sevincimi de, ilk hayal kırıklığımı da Galatasaray’la yaşadım. O yüzden benim için Galatasaray sadece doksan dakikadan ibaret değildir. Bir yaşam biçimidir, bir kültürdür, bir aidiyet duygusudur.

GAZETA LA 1905: Yazı hayatınız ne zaman başladı?

TUFAN AKOL: Yazmaya 2008 yılında başladım. İlk zamanlarda farklı platformlarda Galatasaray üzerine düşüncelerimi paylaştım. Son yedi yıldır ise tamamen bağımsız olarak kendi köşemde yazıyorum. Bugüne kadar hiçbir makamın, hiçbir grubun ya da hiçbir kişinin kalemi olmadım. Sadece vicdanımın sesini dinledim. Bazen alkışlandım, bazen eleştirildim ama hiçbir zaman doğru bildiğim yoldan ayrılmadım.

GAZETA LA 1905: Bu kadar yıl yazınca ister istemez eleştiriler de oluyordur…

TUFAN AKOL: Elbette oluyor. Hatta bazen en sert eleştiriyi sizi seven insanlar yapıyor. Ben eleştiriden hiçbir zaman rahatsız olmadım. Çünkü farklı düşünceler gelişmenin temelidir. Herkes aynı şeyi düşünse ne tartışma olur ne de ortak akıl ortaya çıkar. Ben yıllardır fikirlerin konuşulmasını savundum. İnsanlar aynı fikirde olmak zorunda değil ama birbirini dinlemek zorundadır.

GAZETA LA 1905: Yazılarınızda dikkat çeken bir özellik var. Duyumlarla değil, araştırarak yazıyorsunuz.

TUFAN AKOL: Çünkü kalem namustur. Doğruluğundan emin olmadığım hiçbir bilgiyi yazmadım. Gerektiğinde günlerce bekledim, araştırdım, teyit ettim. Yanılabilirim; sonuçta insanız. Ama bilerek yanlış bilgi vermek, hem okuyucuya hem de kendi kalemine saygısızlıktır. Ben buna hiçbir zaman izin vermedim.

GAZETA LA 1905: Okuyucularınız size daha çok “Tufi” diye hitap ediyor. Bunun özel bir hikâyesi var mı?

TUFAN AKOL: Var tabii… O lakabı bana rahmetli Sadri Alışık verdi. Ar Film Stüdyoları’nda yaşadığımız güzel bir anının hatırasıdır. Aradan uzun yıllar geçti ama dostlarım hâlâ bana “Tufi” diye seslenir. Ben de her duyduğumda rahmetli Sadri Ağabey’i sevgi ve özlemle anarım.

GAZETA LA 1905: Sosyal medya hayatınızın önemli bir parçası oldu. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

TUFAN AKOL: Sosyal medya doğru kullanıldığında büyük bir iletişim gücü. Yanlış kullanıldığında ise bilgi kirliliğinin merkezi olabiliyor. Eskiden insanlar bilgiye ulaşmaya çalışırdı, bugün ise bilgi çok hızlı tüketiliyor. Ben bu yüzden her zaman araştırmayı, sorgulamayı ve doğrulamayı tavsiye ediyorum. Bir haber doğruysa zaten değerini kaybetmez; yanlışsa paylaşılmasının kimseye faydası olmaz.

GAZETA LA 1905: Bugün sizi hâlâ bilgisayarın başına oturtan, yeni yazılar yazdıran en büyük güç nedir?

TUFAN AKOL: Galatasaray sevgisi… Çünkü ben yazmayı bir hobi olarak görmüyorum. Yazmak benim için yaşadıklarımı kayıt altına almak, gördüklerimi paylaşmak ve gelecek nesillere küçük de olsa bir iz bırakabilmek demektir. Eğer yıllar sonra bir genç Galatasaraylı yazdıklarımdan bir satır okuyup yeni bir şey öğrenirse, bütün emeğimin karşılığını almış olurum.

GAZETA LA 1905: İkinci bölümde Galatasaray’ın bugünü, yönetim anlayışı ve son yıllarda yaşanan gelişmeleri konuşacağız.

TUFAN AKOL: Memnuniyetle… Çünkü konuşulması gereken daha çok konu var.

(Devam edecek…)

Yorum Yap