
1964 yılında, gençliğe ilk adımlarımı atarken Tevfik Fikret’in dizeleriyle tanıştım. İçimde palazlanan hak ve adalet duygusuna, onun sözlerinde bir karşılık buldum:
“Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.”
O gün anladığım şuydu: Hür düşünce, yalnızca kendi fikrini söyleyebilmek değildir. Başkasının fikrine de tahammül edebilmek, haksızlık karşısında susmamak ve vicdanını kimseye teslim etmemektir.
Fikret’in “Toprak vatanım, nev-i beşer milletim…” dizesini de bu yüzden severim. Benim için anlamı açıktır: Yeryüzü vatanım, insanlık milletimdir. İnsanları birbirinden ayıran duvarların önüne insanı koyar.
Şimdi dönüp Galatasaray’a bakıyorum. Tevfik Fikret’in müdürlük yaptığı Mekteb-i Sultanî’den gelen bu büyük camiada, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür olmak değişmez bir kaidedir. Farklı görüşlerimiz olabilir. Başkanları, yönetimleri, teknik direktörleri eleştirebiliriz. Galatasaraylılık, birbirimizin sesini kısmakla değil, aynı çatı altında konuşabilmekle yaşar.
Sayın Başkan Dursun Özbek yıllardır “sevgi iklimi” çağrısı yapıyor. Ben de soruyorum: Eleştiren bir Galatasaraylı kendini bu iklimin içinde hissedemiyorsa, o sevgi kime gösteriliyor? Birlik beraberlik yalnızca her şey yolundayken mi hatırlanıyor?
Bugün gördüğüm manzara karşısında açık söyleyeyim: Sevgi iklimi sözü bende karşılığını bulmadı; fos çıktı. Bu sözü kırmak için değil, Galatasaray’ı sevdiğim için söylüyorum. Sevgi, alkış beklemek değil, itirazı da dinleyebilmektir. Saygı, ayrı düşünürken birbirimizi incitmemektir.
Galatasaray’ın fabrika ayarlarına dönüşünden kastım budur: Hür fikir, açık hesap, emeğe saygı ve vicdan. Bunlar olmadan yalnızca “kenetlenelim” demek yetmez.
Çünkü sevincimizde de hüznümüzde de gücümüz birlik ve beraberlikten gelir. Galibiyette yan yana durup yenilgide birbirimize sırt çevirirsek o büyük çınarın gölgesinde buluşamayız.
Geliniz, Tevfik Fikret’in sözünü duvarda bırakmayalım. Galatasaray’da yeniden yaşayalım.
Tufan Akol – GAZETA LA 1905
Doğruya doğru, eğriye eğri.